Türkiye Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Haziran 2015 Salı
Kısa kısa...
Bugün uzunca bir aradan sonra ilk defa yazıyorum. Bu aranın sebebi vakitsizlikten ziyade içimden gelmemesi oldu. Değiştiremeyeceğim insanlar ve olaylar için üzülmeyeceğime dair kendime verdiğim söze rağmen son zamanlarda görüp duyup yaşadığım kimi olaylar yazma isteğimi biraz kırdı. Bir nevi içime kapandım.
Konu okuma tabi başta. Maalesef okumak gibi kişisel bir şey bile bazen etrafınızdaki insanlar tarafından yargılanma malzemesi olabiliyor. "Kitap delisi", "Ya çocuk, ya kitap", "O kitap çerez, şunu oku", "Bunca kitaba vereceğin parayla..." vs. Sonuçta ben kendim için okuyorum. Aklıma eseni okuyorum. Başkasının belki aylık Digiturk masrafını kitaba harcıyorum çünkü televizyon seyretmiyorum. Çocuğum yok, o yüzden herhalde daha çok boş vaktim oluyordur, o vakitlerde de kitap okuyorum. Yeri geliyor sabun köpüğü gibi kitapları seviyorum, yeri geliyor anlayabildiğim kadarıyla daha ağır şeylere girişiyorum. Sonuçta ben böyleyim, bunu istiyorum.
Mesele burada da kalmıyor. Evine koyduğun koltuktan et yememene, kapına gelen kargodan üstüne başına giydiğin kıyafete kadar yargılama devam ediyor. Konunun ciddi ya da sıradan olması önemsiz. Görünüşe göre kendinden farklı herhangi bir şeye tahammül etmek bizim için oldukça zor. Bu boğucu düzenden bazen kaçış olabilen internette bile yeri geliyor aynı müdahalelere maruz kalıyorsunuz. "Fantastik zaman kaybıdır.", "O kitabın dili sana ağır gelebilir yalnız." vesaire. Oldu canım.
Neyse. O yüzden son zamanlarda pek bir şey yazasım gelmemişti. Ama hayat devam ediyor. Nefes alıp verdikçe. Ben de Mayıs boyunca sevdiğim sevmediğim bir yığın şey okudum. Ve sizle paylaşayım dedim. İşte kısaca fikirlerim:
Unutma Dersleri - Nermin Yıldırım
Nermin Yıldırım bu ay ilk kez okuduğum yazarlardan biri. "Unutma Dersleri" eğlenceli ve merak uyandırıcı bir şekilde başladı ve geneli itibariyle zevkli ve sürükleyici bir okumaydı. Bence en zayıf yönü yer yer fazlaca avamlaşan diliydi. Onun dışında sevdim diyebilirim.
Ceza Sömürgesi - Franz Kafka
Tüylerimi diken diken eden acımasız bir öyküydü. Anlatılanlar gözümde canlanmasın diye uğraştım resmen. Kısa ama çarpıcı bir kitaptı.
Büyünün rengi - Terry Pratchett
"Diskdünya" merak ettiğim bir seriydi. İlk kitap olan "Büyünün Rengi"nin tekrar basımını fırsat bilip giriştim. Bolca tebessümlü bir hikayeydi. Ancak biraz alışma gerektiren bir dünya gibi görünüyor. Birkaç kitap sonra daha net bir fikre sahip olurum diye tahmin ediyorum.
Rüzgar Gibi Geçti - Margaret Mitchell
Herhalde hayatımın kitabıdır. Zaten birkaç senede bir tekrar okurum. Bana kalırsa yazılmış en güzel hikaye. Ve en müthiş karakterler. Rhett ve Scarlett. Fazla söze gerek yok.
Kör Baykuş - Sadık Hidayet
Çarpıcı, ürkütücü ve okurken insanı zorlayan bir hikaye. Gece okumaya başladığım kitabı içim dayanmadığı için gün ışığında bitirmem gerekti. Rahatsız edici ve ürpertici bir hikayeydi. Gündüz okumanızı tavsiye ederim.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku - İlhami Algör
Tadı damağımda kaldı resmen. Kısa ama sıcacık bir kitaptı. Filmi henüz izlemedim. İlhami Algör’ün diğer kitabını kitaplığa ekledim. İlk fırsatta okumayı düşünüyorum.
Jane Austen Kitap Kulübü - Karen Joy Fowler
Sevimli, eğlenceli ve yaramaz bir kitap olduğuna inanarak okumaya başladım. Fakat pek beklediğim gibi çıkmadı. Hikaye biraz tutarsız geldi, karakterler de sinir bozucuydu. Çok tavsiye edemeyeceğim.
Poyraza Çare - Daniel Glattauer
Elime adıktan sonra göz açıp kapayana kadar boğazımda bir düğümle bitirdiğim ve etkisini birkaç gün atlatamadığım müthiş bir kitap. Sevdiğim herkesin eline tutuşturup zorla okutmak istediğim türden. Sadece e-mail yazışmalarıyla anlatılan inanılmaz bir hikaye. Muhakkak şans verin isterim. Devamını da (Every Seventh Wave) İngilizcesinden okudum. İlki kadar iyiydi. Onun da Türkçe'ye çevrilmesi dileğiyle.
Rosshalde - Herman Hesse
Beni Herman Hesse ile tanıştıran kitap. Sevgi ve ilgiye muhtaç bir ufacık çocuğun hissettikleri çok etkileyici biçimde anlatan bir hikayeydi. Sadece sanatını umursayan bir ressam, mutsuz ve çaresiz karısı ve yıkık dökük hayatları. Karakterler çok gerçek ve ikna ediciydi. Çok beğendiğim bir kitap oldu.
Gelecek Sefere - Marc Levy
Marc Levy büyülü ve insanı esir alan anlatımıyla en sevdiğim yazarlardan biri. "Gelecek Sefere" başka bir yazarın yazdığı bir hikaye olsa belki sevebilirdim. Ama bir Marc Levy kitabı olarak diğerlerinin gerisinde kaldı maalesef benim için. Yazarla tanışmadıysanız bu kitaptan başlamayın derim.
Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali
Sabahattin Ali geç tanıştığım ama sevdiğim ve arayı kapatmak istediğim yazarlardan. Her okuduğum kitabı kendine has güzel bir etki bırakıyor üzerimde. Kuyucaklı Yusuf da aynı şekildeydi.
Konstantiniyye Oteli - Zülfü Livaneli
Düşündürücü bir hikayeydi. Ölüm ve uyku temasını işleyen. Maalesef kağıt kalitesinin kötülüğü benim için kitabın önüne geçti.
İnce Memed - Yaşar Kemal
Henüz sadece ilk cildini okudum. Başarısı yadsınamaz bir kitap. Devamını da getireceğim.
Sırça Fanus - Sylvia Plath
Yazarın hüzünlü hayat hikayesiyle beraber düşünüldüğünde etkileyici olsa da çok beğendiğim bir kitap değildi. Bitince sevindim desem abartmış olmam.
Etiketler:
Bilim Kurgu,
büyünün rengi,
ceza sömürgesi,
Dünya Roman,
Fantastik Kurgu,
ince memed,
konstantiniyye oteli,
kör baykuş,
rosshalde,
Rüzgar Gibi Geçti,
Türkiye Roman,
unutma dersleri
31 Mart 2015 Salı
Yeşil Peri Gecesi
Kapak Kızı, uzun bir tren yolculuğundaki üç yabancının hikayesini, göz attıkları derginin kapağındaki soyunmuş bir kızla olan ortak paydaları üzerinden anlatıyor. Adı Şebnem olan bu kız, bir şekilde kahramanlarımızın hayatlarına etki etmiş ya da ediyor ve onlar onu kendi perspektiflerinden yargılarken biz de onların hikayelerini öğreniyoruz. Burada Şebnem ise bir nevi ayna görevi görüyor: Ona bakanların hikayesini anlatan bir araç. Dolayısıyla kitabı okurken kahramanları yavaş yavaş tanımanın yanı sıra Şebnem'i de fazlasıyla merak ediyorsunuz. Bu bakımdan çok değişik ve hoş bir kitap.
Yeşil Peri Gecesi'nde ise anlatma sırası Şebnem'e geçiyor. Meğer önceki kitabın aynası aslında göründüğü gibi değilmiş. Ve kapak kızının hayatının daha derinlerine indiğimizde orada bireyden aileye, aileden topluma derin bir yıkımla karşılaşıyoruz ve Şebnem'i tüm hatalarına rağmen kabullenip onu anlıyoruz. Kitabın oldukça içten ve vurucu bir anlatımı var. Özellikle Kapak Kızı ile yarattığı kontrast etkileyici.
Ayfer Tunç bu kadar geç tanıştığım için pişman olduğum yazarlardan. Bundan böyle kendisini takip edeceğim.
Son olarak ufak bir not, ilk önce Kapak Kızı'nı okuyun, ardından Yeşil Peri Gecesi'ni. Muhtemelen Kapak Kızı'nı daha sonra okursanız pek bir anlam ifade etmeyecektir.
Son olarak ufak bir not, ilk önce Kapak Kızı'nı okuyun, ardından Yeşil Peri Gecesi'ni. Muhtemelen Kapak Kızı'nı daha sonra okursanız pek bir anlam ifade etmeyecektir.
27 Mart 2015 Cuma
Delice
Ege'nin Çakalağzı Köyü, kendi halinde, daracık bir yolu olan, bir tarafı uçurum, minik bir köy. Bu sebepten turistlerin pek uğrak yeri olamamış. İçinde bir avuç insan kendi halinde yaşayıp gidiyor. Sosyal hayat Bakkal Ekrem'in dükkanda geceleri kafayı çekmekle sınırlı. Esas kız Meryem'in de haliyle pek talibi yok.
Meryem, köyün en sevilen kızı değil, 29 yaşında, alımsız, yetmezmiş gibi bir de huysuz. Bakkalın karısı süslü Nurdan -ki onu da pek sevmezler- köydeki tek dostu. Bir de Aliço var, kasabanın sevimli serserisi, Meryem'in bir türlü evlenemediği büyük aşkı.
Çakalağzı'nın bu rutin havası, köyün en varlıklı ailesi, Meryem'i aklı evvel oğulları Kazım'a isteyince bir anda değişiyor. Ve bir çırpıda okunan renkli bir hikayeye dönüşüyor. Gülüyorsunuz, duygulanıyorsunuz, bazen gıcık oluyorsunuz ve bir bakıyorsunuz ki 300 sayfa bitivermiş.
24 Mart 2015 Salı
Sufle
Ana kahramanlardan Marc'ın hüznünden, acısından etkilenmeden bu kitabı okumak mümkün değil. Diğer bir karakter Lilia'nın umutlarını, kırgınlıklarını hissetmemek çok zor. Kocası Arnie'ninse aldığı her nefes sinirlerinizi zorluyor. Son olarak da Ferda ve annesinin trajik hikayeleri geliyor.
Sufle, üç farklı şehirde üç farklı hayatı anlatan bir kitap. Tek ortak yönü aynı yemek kitabından sufle pişirmeye çalışan üç insan. Puf diye çöküveren suflenin ortası gibi çöken hayatlar.
21 Mayıs 2014 Çarşamba
Beş Sevim Apartmanı
"rüyada cadı görmek, o kimsenin yeni şeyler öğreneceğine işarettir. o güne kadar hiç bilmediği, hatta kimselerin bilmediği, sır kabilinden yeni şeyler..."
"rüyada ayna görmek, insanın unutulacağı anlamına gelir. rüyasında ayna görenler, en yakınlarının gözünde ve gönlünde görülmez olurlar. Rüyasında ayna gören bir kimse, ömrünün sonuna kadar baş başa kalır kendisiyle..."
Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu, Beş Sevim Apartmanı'nda altı garip hikaye...
Mine Söğüt çok uzun süredir okumak istediğim bir yazardı. Yazar ayları bahanesiyle Deli Kadın Hikayeleri'ni okumak istiyordum ama bulamayınca kapağına bayılarak Beş Sevim Apartmanı'nı aldım. Tabi alırken arka kapağı okumadığım için, kitabı okumak beni biraz zorladı ve tedirgin etti. Hakkında ne söylemem gerektiğine karar vermekte zorlandığım kitaplardan oldu Beş Sevim Apartmanı. Acayip insanlar ve garip hikayelerinden bahsetmeyeceğim. Zaten 120 sayfacık bir roman olduğu düşünülünce geceye bırakmadan hemen okuyabilirsiniz ve eminim çok seveceksiniz.
Okuyun, okuyun, okutun...
...Bugüne kadar kimse mezara kendi ayaklarıyla gitmedi...
...Yaşam, oyuncu bir kedi. Ne zaman pıta atacağı nereden belli. Marifet tadı alarak yaşamakta. Bazen akıllı, bazen deli...
"rüyada ayna görmek, insanın unutulacağı anlamına gelir. rüyasında ayna görenler, en yakınlarının gözünde ve gönlünde görülmez olurlar. Rüyasında ayna gören bir kimse, ömrünün sonuna kadar baş başa kalır kendisiyle..."
Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu, Beş Sevim Apartmanı'nda altı garip hikaye...
Mine Söğüt çok uzun süredir okumak istediğim bir yazardı. Yazar ayları bahanesiyle Deli Kadın Hikayeleri'ni okumak istiyordum ama bulamayınca kapağına bayılarak Beş Sevim Apartmanı'nı aldım. Tabi alırken arka kapağı okumadığım için, kitabı okumak beni biraz zorladı ve tedirgin etti. Hakkında ne söylemem gerektiğine karar vermekte zorlandığım kitaplardan oldu Beş Sevim Apartmanı. Acayip insanlar ve garip hikayelerinden bahsetmeyeceğim. Zaten 120 sayfacık bir roman olduğu düşünülünce geceye bırakmadan hemen okuyabilirsiniz ve eminim çok seveceksiniz.
Okuyun, okuyun, okutun...
...Bugüne kadar kimse mezara kendi ayaklarıyla gitmedi...
...Yaşam, oyuncu bir kedi. Ne zaman pıta atacağı nereden belli. Marifet tadı alarak yaşamakta. Bazen akıllı, bazen deli...
19 Nisan 2014 Cumartesi
Kabuk Adam
Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. Belleğin kaçınılmaz intikamı. Herhangi bir iz taşınıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır.
Kısa, sade ve etkileyici bir hikaye Kabuk Adam. Belki çok etkileneceksiniz ya da hiç sevmeyeceksiniz, belki de benim gibi rastafari ile ilgili daha fazla şey öğrenmek isteyeceksiniz.
Bir şans verip okumanız gerekiyor mutlaka.
Size Kabuk Adam'ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yaşadığı toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü, sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını...
Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı kara büyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir.
Kısa, sade ve etkileyici bir hikaye Kabuk Adam. Belki çok etkileneceksiniz ya da hiç sevmeyeceksiniz, belki de benim gibi rastafari ile ilgili daha fazla şey öğrenmek isteyeceksiniz.
Bir şans verip okumanız gerekiyor mutlaka.
Size Kabuk Adam'ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yaşadığı toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü, sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını...
Tropiklerde, o gözden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir ve insan bir başkasına, aynı kara büyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir.
4 Ocak 2014 Cumartesi
Avare Yıllar
Bu kitabı elime aldığımda hissettiklerimi kelimelere dökmem mümkün değil. Varlık kitapları benim için hep babamın kitaplarıydı. Orhan Kemal'in Baba Evi ve Cemile kitapları evdeydi ancak annemin dikkatsizliği yüzünden Avare Yıllar kaybolmuştu. Paketi açıpta bu kitapla karşılaşınca gözlerim doldu, babamın kokusunu hissettim sanki. Yakın çevrem dışında hediye edilen ilk kitabı gönderdiği için, bu kadar kıymetli bir kitabı bana hediye ettiği için Sevgili Pınar'a çok teşekkürler...
Avare Yıllar, Küçük adamın Romanı üçlemesinin ikinci kitabı. Küçük adamın büyümesi, evlenmesi, çektiği sıkıntılar, dünyaya bakışını değiştiren gizemli bir adamla olan maceraları anlatılıyor. Okuyun, okuyun, okutun... Pişman olmayacaksınız.
Avare Yıllar, Küçük adamın Romanı üçlemesinin ikinci kitabı. Küçük adamın büyümesi, evlenmesi, çektiği sıkıntılar, dünyaya bakışını değiştiren gizemli bir adamla olan maceraları anlatılıyor. Okuyun, okuyun, okutun... Pişman olmayacaksınız.
5 Kasım 2013 Salı
Bir Başvekil Sevdim
Uzun süredir merak etmeme rağmen bir türlü başlayamamıştım bu kitaba. Fikirlerine değer verdiğim ve tavsiye ettiği kitaplar beni hiç üzmemiş olan sevgili arkadaşım " Elime aldım bıraktığımda sabah olmuştu ve kitap bitmişti, çok ağladım, hemen oku." deyince başladım okumaya. Bir solukta okunacağını düşünmüştüm ama öyle olmadı. İçim acıdı okurken, gözlerim doldu, sinirlendim... Çok büyük bir aşk hikayesi okumadım bence, diğer kadının iç acıtan hayatını okudum. Çok seven bir kadının hikayesini. Sevildi mi, mutlu oldu mu, başına gelenleri hak etti mi bilmiyorum. Muhtemelen bu kitabı bekarken okusam farklı değerlendirecektim. Ayhan Aydan ile ilgili bugüne kadar okuduğum her satır içimi acıtmıştı. Ama bu kitap içimi burktu. Diyorum ya büyük bir aşkı anlatmıyor bence, diğer kadının yaşadığı acıları, göz yaşlarını, beklemeyi, hep beklemeyi, özlemeyi, ümit etmeyi, hayal kırıklıklarını, çok azla yetinmeyi, kıskançlığı anlatan bir kitap okudum. Dünya çapında başarılı olabilecek bir kadının nasıl aşkı için fedakarlık yaptığını okudum. Çok güzel yazılmıştı, akıcıydı. Kısa sürede diğer kitaplarını da okuyacağım yazarın.
27 Mayıs 2013 Pazartesi
Maraz
Çok güzel bir hikayenin ilk olarak kayıpları anımsatması çok fena. İlk okumaya başladığımda biri kayıp gitmişti hayatımdan yıllar önce. Kahperengi'ni okurken Maraz'ı bir daha oku bak daha çok seveceksin demişti bir arkadaşım. Bu hafta tekrar okumaya başladım ve ertesi sabah biri daha kayıp gitti hayatımızdan. Maraz ölümü anımsatan bir kitap oldu korkarım benim için. Ne tuhaftır hikaye de bir cenazeyle başlıyor. Ölümü, arkadaşlığı, evliliği, sadakati, aile ilişkilerini sorgulayan bir hikaye. Her birine gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken şekillerde yaklaşıyor. Bir süre sonra Aslı ile beraber hissetmeye, düşünmeye başlıyorsunuz. Ona ne kadar hak verirsiniz bilemem ama onun için üzülmemek çok zor. Hande Altaylı inanılmaz bir kitap yazmış. Kahperengi ile bu kitabı aynı kişinin yazdığına inanmakta zorlanıyorum bazen. Karakterleri, hikayenin yönü sürekli şaşırtıyor insanı. Keşke bazı karakterlerle ilgili daha çok bilgi edinebilseydik, Münevver Hanım ile bir sürü soru işaretim kaldı. Maraz'ı tekrar okuyunca Kahperengi'de beni rahatsız eden şeyin ne olduğunu anlamış oldum. Hande Altaylı Maraz'da hikayeye, karakterlere, mekanlara öyle hakim ki karakterlerle geziyorsunuz, düşünüyorsunuz ve yaşıyorsunuz. Anlatım dili de aynı şekilde başarılı. Kahperengi gibi eğreti durmuyor hiç bir şey.
Fena Spoiler:
Zeyno ile Aslı ilişkisi hep etkiliyor beni. Sanırım benim de kızkardeşim olduğu için.
Kitabı ilk okuduğum zaman bekardım ve Aslı'nın kocasına çok sinirlenmiştim.
Bu defa ise onu parçalayabilirdim. Aslında Zeyno'nun başına gelenler anlamsızdı,
özellikle kendini asması. Ama Maraz kesinlikle kendini okutan çok güzel bir kitap.
Korkarım ben bir kez daha okumayacağım.
21 Mart 2013 Perşembe
Kahperengi
Hande Altaylı ile 2006 yılında tesadüfen Aşka Şeytan Karışır romanını okumamla tanıştım. Aslı, Ömer, Jülide ve Kirpi beni çok etkilemişti. Kitabı bitirene kadar elimden bırakamamıştım. Kahperengi'yi okumak için nedense 1 yıl bekledim. Fikirlerine güvendiğim bir arkadaşımın oyalanıp durma hadi artık demesiyle dün başladım okumaya ve hemen bitti tabii ki :) Hande Altaylı son yıllarda okuduğum iki Türk yazardan biri. Kahperengi'yi çok severek, içim acıyarak okudum. Beni etkiledi, hüzünlendirdi, gülümsetti. Sanki içime sinmeyen bir şeyler var hikayede ancak tam olarak ne olduğundan emin olamıyorum. Sonunu hiç sevmedim hatta nefret ettim diyebilirim. Aslında Narin favori karakterim değildi kitapta. Deniz müthiş bir karakterdi, kitabı sevmemdeki en büyük etken oldu bence. Fırat biraz zorlama bir karakter olmuştu, Atıf daha ilgi çekiciydi. Moskof Recep'in adının nereden geldiğini merak ettim. Çaresizliği ve birbirine yabancı 5 insanın zorunlu olarak bir evde yaşamasını anlatımı çok etkileyiciydi. Kara Hatice için yer yer üzülsemde genel olarak kabullenişi, çözümü falcılarda arayışı çok sinirlendirdi beni.
Fena Spoiler:
Kara Hatice, Şadiye ve Mahmet'in zehirlenerek ölmeleri ve Narin'in 12 yıl sonra haberinin olması çok acımasızcaydı. Mehmet'in Şadiye'yi satması, Şadiye'nin buna ses çıkartmaması tüylerimi diken diken etti. Açıkçası Moskof Recep, Ümmühan'la kaçınca onun için sevindim. Ah Mehmet'in vurulmasıyla umutlarının yerle bir olması da acımasızcaydı. Fırat'ın annesinin yaptıklarının hastalığa bağlanması çok hoş değildi. En sonunda Deniz'in Fırat'a yardım etmesi ile oluşturulan zorlama mutlu son hiç içime sinmedi. Herşeye rağmen sonu hariç çok güzel bir hikayeydi bana göre.
Aşka Şeytan Karışır ve Maraz' da Hande Altaylı'nın diline ve ustaca anlatımına bayılmıştım. Bu kitap biraz daha hafif kaldı onlara göre. Dizisi de başlamış 'Merhamet' adında. İzlemediğim için bir fikrim yok ancak izleyenlerin merak edip kitabı da okuyacağı fikri beni çok mutlu ediyor. Umarım Hande Altaylı kısa sürede yeni bir kitap daha yazar ve okurum :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



.jpg)





