Korku - Gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Korku - Gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2015 Cuma

Charles Dexter Ward Olayı / The Case of Charles Dexter Ward

Hande ile okuma listemizde olduğunu tamamen unuttuğum Charles Dexter Ward Olayı’nı dün gece bir çırpıda okudum. Lovecraft en sevdiğim yazarlardan biri ve Dexter Ward da, cadılardı, vampirlerdi, Salem’di, okülttü derken en sevdiğim hikayelerinden biri oldu. Hasan Fehmi Nemli de gerçekten çevirinin hakkını veriyor. Gotik edebiyata meraklıysanız kaçırmayın derim.




Ve işte hep söz ettiğim okuma listesi,


  1 Ekim 2015   -  Charles Dexter Ward Vakası - H.P. Lovecraft
  5 Ekim 2015   -  Filin Yolculuğu - Jose Saramago
 17 Ekim 2015   -  Swann’ların Tarafı - Marcel Proust
  9 Kasım 2015   -  Kehanet Gecesi - Paul Auster
20 Kasım 2015   -  Duino Ağıtları - Rainer Maria Rilke
  1 Aralık 2015   -  Kasvetli Ev - Charles Dickens
20 Aralık 2015   -  Şeyler - Georges Perec
  1 Ocak 2016   -  Şaka - Milan Kundera
10 Ocak 2016   -  Bir Noel Şarkısı - Charles Dickens
  5 Şubat 2016   -  Gecenin Sonuna Yolculuk - Louis Ferdinand Celine
22 Şubat 2016   -  Açlık - Knut Hamsun
 7 Mart 2016   -  Çarklar Arasında - Hermann Hesse
18 Mart 2016   -  Dava - Franz Kafka
  6 Nisan 2016   -  Utanç - John Maxwell Coetzee
19 Nisan 2016   -  Sofie’nin Dünyası - Jostein Gaarder
29 Nisan 2016   -  Dr. Jekyll ve Bay Hyde - Robert Louis Stevenson
  5 Mayıs 2016   -  Notre Dame’ın Kamburu - Victor Hugo
18 Mayıs 2016   - Büyük Umutlar - Charles Dickens
  8 Haziran 2016   - Mansfield Parkı - Jane Austen
17 Haziran 2016   - Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - Marcel Proust
  4 Temmuz 2016   - Çılgın Kalabalıktan Uzak - Thomas Hardy
22 Temmuz 2016   - Madame Bovary - Gustave Flaubert
  5 Ağustos 2016   - Denizin Altındaki Ada - Isabel Allende
23 Ağustos 2016   - Faust - Goethe
  3 Eylül 2016   - Müşterek Dostumuz - Charles Dickens
  1 Ekim 2016   - Guarmentes Tarafı - Marcel Proust
10 Kasım 2016   - Ulysses - James Joyce

19 Ağustos 2014 Salı

Günah Yiyen



Günah Yiyen, Yosun Erdemli'nin yazısından beri öncelikli okunacaklar listemdeydi. Yosun Erdemli, Dragonlance çevirmeni olduğu için gözümdeki yerini tahmin edebilirsiniz. Kitabı bulmak kolay olmadı elbette, neyse ki idefix'te e-kitap olarak bulunabiliyor. 

Dost Körpe harika bir çevirmen. Gormenghast, H.P. Lovecraft ve elbette Edgar Allan Poe öykülerini onun çevirileri ile okudum.  Hatta geçtiğimiz günlerde okuduğum Otomatik Portakal'da onun çevirisiydi. Gerçi Dost Körpe'nin çevirmediği Poe, Lovecraft ve Dune'ları okumamızı tavsiye eden bir arkadaşım da var. Adını hatırlayamadığı üç isimli çevirmenin çevirilerinin daha iyi olduğunu söylüyor her fırsatta. Bense hala Gormenghast kitaplarının çevrilmesini bekliyorum Dost Körpe tarafından. 

En sevdiğim kitapları çeviren adamın öyküleri de çok güzel olmalı düşüncesiyle başladım okumaya. Yanıldım mı? Hayır.
Çıldırmak için güzel bir gün, adam ve büyücü, on bin yıllık akşamların sonuncusu ve Eylül en sevdiğim öykülerden. Kitap 21 öyküden oluşuyor, şaşırtan finalleriyle, tüyler ürperten 21 öykü.
Okuyun, pişman olmayacaksınız...




"Bazen göğüs kafesimde hafif kıpırdanmalar oluyor. Örümceğin uyandığını , gerinmekte olduğunu düşünüyorum. Bu düşünce korkutuyor beni, ama daha çok can alıcı bir boşluk duygusuna kapılmama yol açıyor."







13 Ağustos 2014 Çarşamba

Hayvan Mezarlığı / Pet Sematary


10'lu yaşlarımın başlarındayken, yani 20 yıl kadar önce, kuzenim okumam için bir gece Hayvan Mezarlığı'nı verdi elime. Burada gece olmasının önemi bu hikayenin Kuşadası'nda geçiyor olması, çünkü sahildeki evlerde zırt pırt elektrik kesiliyordu o yıllarda, hoş hala da kesiliyor ya o zaman daha fenaydı, etrafta çok az ev olduğu için bir korku filmi atmosferi oluyordu genelde.

Kuzenim pek okumazdı o zamanlar, sadece Stephen King okurdu, hala da okumuyor zaten ya neyse, ben tüm saflığımla okumaya başladım kitabı. Mum ışığında sadece 50 sayfa okuyabilmiştim, sonra ağlayarak babama koştuğumu hatırlıyorum. Kuzen beni korkutmaya çalıştığı için o gece ceza aldı, dondurma yiyemedi belki ama ben de yıllarca Stephen King kitaplarına elimi süremedim.

O geceden bir kaç yıl sonra bir de "O" okuma maceram var ki, o da başka bir hikayenin konusu, hala palyaçolardan korkuyorum, lavabo deliklerine ise hala bakamıyorum. Yıllar sonra Kara Kule'yi okuyarak Stephen King ile aramı düzelttim neyse ki.

Okuma Şenliği için gerilim kitabı ararken Hayvan Mezarlığı'nı okumanın nedense çok iyi bir fikir olduğuna karar verdim. Hayır kitabın adı belli, üzerinde kedi resmi var ne bekliyorsam anlamış değilim. İçim karardı okurken, fenalıklar geçirdim. Bir de benim şapşal oğlum gözümün önünde miyavlarken daha beter bir hal aldı Hayvan Mezarlığı maceram. Üstüne kocam da çok pis bir spoiler verince tam oldu. Buradan çıkardığım sonuç 30'lu yaşlarda da Hayvan Mezarlığı bana göre değil, daha hafif, son yıllarda yazılmış Stephen King kitapları okumalıyım ben.

Hayvan Mezarlığı en hafif tabirle çok rahatsız edici bir hikaye. Tüylerim diken diken oldu okurken, sinirlendim, ürperdim, üzüldüm. Hatta bir yerde kızıp elimden attım.
Karanlık ve karamsar bir hikaye, garip güçleri olan bir mezarlığın etrafında yaşayan insanların hayatını anlatıyor. O kadar gerçekçi anlatmış ki Sai King, okurken kaçmak, gözlerinizi kapatmak ve zamanı durdurmak istiyorsunuz. Tır hızla gelirken bağırırsanız eğer sesinizi duyurabileceğinizi düşünüyorunuz, ya da elinizi uzatsanız birazcık o ceketi yakalayabileceğinizi...  
Spoiler:
Louis'i anlamak mümkün değil. Kızı üzülmesin diye kediyi geri getirdi anladık. Gage ölünce haksızlık olduğuna inandı ve çocuğu geri getirdi anlaşılabilir bir hareket diyelim hadi.. İyide adam karını niye geri getiriyorsun deli misin? Hiç mi akıllanmadın olup bitenlerden. Ayrıca zavallı kediye o kadar kötü davranmasaydı, muhtemelen herkesi öldürmeye hevesli olmazdı kedide. Birde aklıma takılan küçük kıza ne oldu ? Dedesiyle mi kaldı yoksa toprak kokulu annesi ve deli babasıyla mı yaşıyor? 



21 Kasım 2013 Perşembe

Doktor Uyku / Doctor Sleep

Georgia'lı fıstık çiftçisinin Beyaz Saray'a taşındığı yılın aralık ayının ikinci günü Colorado'nun en büyük otellerinden biri yanıp kül oldu. Overlook'un onarılamayacak kadar hasar gördüğüne karar verilirken Jicarilla Belediyesi tarafından soruşturmayı yönetmekle görevlendirilen itfaiye müfettişi, yangının bozuk kazan yüzünden çıktığı sonucuna vardı. Kazanın yaşandığı kış mevsiminde otel kapalı olduğundan olay anında Overlook'ta yalnızca dört kişi vardı. Üçü kazadan sağ kurtuldu. Otelin bekçisi Jack Torrance çalışmayan bir vana yüzünden yükselen kazan basıncını düşürmek için kahramanca bir girişimde bulunmuş ama başarılı olamamış ve oteli kurtarmayı denerken hayatını kaybetmişti. Sağ kurtulanlardan ikisi bekçinin eşi ve küçük oğluydu. Üçüncü kazazede Overlook Oteli'nin aşçısı Dick Hallorann'dı. Florida'daki mevsimlik işini bırakıp Torrance ailesini kontrole gelmişti çünkü ailenin başının belada olabileceği içine doğmuştu. Hayatta kalan iki yetişkin de patlamada kötü yaralanmıştı. Yaralanmayan tek kişi çocuktu. En azından bedensel olarak...


Danny ve Wendy'nin Ovelook'ta yaşadıklarını ve Danny'nin ışıltısını düşününce büyüdüğünde çok özel biri olacağını tahmin edebiliyorsunuz elbette ama ne zaman The Shining'i okusam ya da izlesem Danny ve Wendy'nin Jack'ten sonra çok iyi bir hayatlarının olduğunu çok mutlu olduklarını falan düşünüyordum. Tabii ki yazar Stephen King olunca işler böyle yürümüyor. Zavallı Danny'nin başına gelenler yetmemiş bir de üzerine büyüdükçe Jack'e benzemeye başlamış. Üstelik görünüşe bakılırsa öfke sorunu aileden geliyor.
O güne kadar hiç görmediği parlaklıkta bir ışıltıya sahip olan küçücük bir kızla karşılaşınca Dan'in hayatı çok daha garip bir hal alıyor. 
Doktor Uyku o kadar sürükleyiciydi ki elimden bırakabilmek ve yavaş yavaş okumak için çok çaba harcadım. Çeviri inanılmazdı. Bu yıl bol bol Stephen King okudum ve genelde yorumum, "Yolculuk çok keyifliydi önemli olan da o, sonu değil." demiştim. Bu kitap ise baştan sona sürprizlerle dolu harika bir yolculuktu. Okurken defalarca şok geçirdim ve ürktüm. Karakterler öyle bir yaratılmış ki kimden bahsedeceğime karar veremiyorum. Rose ve Abra çok etkileyiciydi.Stephen King hep yazsın ben de okuyayım. Daha fazla yazarsam spoiler vermeye başlayacağım. Ee ne duruyorsunuz hadi okuyun, okuyun, okutun...
  

20 Kasım 2013 Çarşamba

Medyum / The Shining

Honey I'm home...

Jack Torrance ailesi ile birlikte kışı geçirmek için Overlook Oteli'ne taşınır. Jack'in planı hazır otel kapalıyken rahat rahat oyununu bitirebilmek ve baharda eski hayatına dönmektir. Ancak ne yazık ki bu plan Overlook sakinlerinin onun için hazırladıklarına tam olarak uymamaktadır.
Doktor Uyku çıkar çıkmaz hemen Medyum'u tekrar okumaya karar verdim. İyi ki de okumuşum iki kitabı arka arkaya okumak inanılmaz keyifliydi. Defalarca okuduğum Medyum'u elimden bırakamadım yine. Wendy'e sinir oldum, Danny ile gülümsedim, Jack ile sinirlendim. Medyum tekrar yekrar okunduğunda bile aynı heyecanı yaşatan kitaplardan. Her çevirdiğim sayfa da yine ürktüm, yine heyecanlandım, yine korktum.
Stephen King her fırsatta Stanley Kubrick'in The Shining'ini hiç sevmediğini dile getirir. Bense bayılırım The Shining'e. Jack Nicholson'ın Jack Torrance'i için bile defalarca izleyebilirim. 
Okuyun, okuyun, okutun...