Ne dilediğine dikkat et, Ravenloft'un karanlık güçleri seni duyabilir...
Karamsar, kötücül, umutsuz, sislerle kaplı, karanlık ve gotik bir diyar Ravenloft. Yalnızca sisler tarafından seçilenlerin düştüğü ve çıkışı olmayan bir boyut. İlk olarak Strahd Von Zarovich kötülükle bir anlaşma yapar ve vampire dönüşür. Bunun sonucu olarak ülkesi Barovia sislerle çevrilerek bu düzleme taşınır ve Ravenloft maceramız başlar. Strahd ile ilgili yazımı başka bir zamana erteleyerek asıl kitabımıza gelmek istiyorum. Ölülerin Dansı beni heyecanlandıran Ravenloft kitaplarından biri. ilk olarak yazarı Christie Golden ilk ve anlatılması imkansız Ravenloft kitabı Sislerin Vampiri'nin yazarı. İkinci olarak bu kitap ta Azalin ya da Strahd'dan bahsedilmiyor. Hatta hikaye Barovia'da geçmiyor. Bu noktada bazı sorunlar oluşuyor. Kitabın nerede geçtiği nereden nereye gidildiği belli değil. Evet bu hikayenin garipliğini destekliyor ama ne kadar olumlu bir durum tartışılır. Hikayedeki kötü adam acaba Strahd mı sorusu akla geliyor okurken ister istemez ama Strahd'dan çok farklı özelliklere sahip bir kötü adamımız var. Spoiler olmaması için fazla ayrıntıya girmiyorum. Klasik Ravenloft ortamından biraz farklıydı hikaye. Daha ayrıntılı daha derinlikli anlatılabilirmiş.İnsanı huzursuz eden ürküten etkisi yoktu pek sislerin. Bunlara rağmen bu kitabı Ben Strahd: Bir Vampirin Anıları ve Azalin'le Savaş kitaplarından daha çok severek okudum. Gerçi hikayenin sonu ile ilgili sorunlarım da var ama Ravenloft ortamını göz önünde bulundurursak yazarın pek bir seçeneği yoktu sanırım. Ayrıca kitabın çevirmenine de değinmek istiyorum. Cihan Karamancı müthiş bir çevirmen. Herhalde onun çevirdiği ve zor okunan hiç bir kitap yoktur. Kendisi aynı zamanda Rüzgarın Adı ve Bilge Adamın Korkusu'nun da çevirmeni. Ravenloft mutlaka yolunuzun düşmesi gereken diyarlardan okuyun pişman olmayacaksınız:)
Dansa devam et.
Larissa gözlerini kapadı. Sesin Misroi'denmi geldiğini, yoksa yalnızca kafasının içinde mi yankılandığını anlayamadı. Önemi yoktu. Karşı koyması imkansızdı ve daha da garibi öyle bir arzusu da bulunmuyordu. Zombi lordu ile dansçı boş zeminde dönmeyi sürdürdüler. Larissa'ya sanki ayakları yere değmiyormuş gibi geliyordu. Nerede bulunduğunu, kiminle dans ettiğini, hatta kim olduğunu bile unutmaya başladı. İçinde biriken güce kayıtsız şartsız boyun eğdi.
Larissa işte o zaman ne kadar çok üşüdüğünün farkına vardı. Misroi'nin demir gibi kollarında süratle ve kendinden emin adımlarla ilerlemeye devam etse de artık uzuvlarını hissedemiyordu. Kapıldığı güç hissinin yerini korku almaya başladı.
Çığlık atan Larissa tökezleyip düşmekten kıl payı kurtuldu. Misroi'nin acımasızca tuttuğu el artık neredeyse gri deriyle kaplı bir kemik parçasından ibaretti.
Larissa bir zombiye dönüşüyordu.
Christie Golden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Christie Golden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Mayıs 2013 Pazar
15 Nisan 2013 Pazartesi
Büyük Şef - Warcraft 2 / Lord of the Clans
" Gul'dan çağırdığında geldi ruhlarını karanlığa bilerek, hatta hevesle satmış olanlar. Tıpkı Gul'dan gibi, onlar da bir zamanlar büyük, ruhani varlıklardı. Bir zamanlar doğayı ve orkların onun içindeki yerini incelemişler, kırlardaki ve ormanlardaki hayvanlardan, gökyüzündeki kuşlardan, nehirlerdeki ve okyanuslardaki balıklardan bilgi edinmişlerdi. Ve bu döngünün bir parçası olmuşlardı. ne daha fazlası, ne daha azı...
Ama artık döngünün bir parçası değildiler."
Christie Golden inanılmaz bir yazar. Vampire of the Mists elinizden bırakamadığınız, hayali bir karakter olduğunu bile bile Jander'le gözlerinizin dolduğu, gülümsediğiniz müthiş bir kitaptı. Büyük Şef'te aynı hisleri yarattı bende. Son satırları okuyana kadar elimden bırakamadım. Keşke daha uzun yazsaydı, keşke daha çok anlatsaydı dedim okurken. Thrall'ün hikayesiyle tüylerim diken diken oldu, içim acıdı, gözlerim doldu, uğradığı haksızlıklara deli gibi sinirlendim, kim olduğunu öğrenince ya da halkı tarafından kabul edilince çok mutlu oldum. Karşımda gelişti sanki olaylar ben bir köşede oturmuş izliyordum her şeyi.
Warcraft kitapları çok uzun bir süredir okunmayı bekliyorlardı. Ancak oyunu oynarken kitapları okuyacak fırsatı bulamadım hiç. Burada yazdıklarım çok tarafsız olmayacak üzgünüm. Thrall, Son of Durotan ve Sylvanas Windrunner en sevdiğim Warcraft karakterleri, hatta Thrall yerini Garrosh Hellscream'e bıraktığı zaman çok bozulmuştum. Hala Thrall'ün koltuğunda onu görünce sinirleniyorum. Köle, gladyatör, Drek'Thar'dan sonra kabul edilen ilk şaman, büyük savaş şefi ve klanların lordu, Frostwolf kabilesinin reisi Durotan oğlu Thrall. Karanlık ormanda ailesi katledilen minik ork vahşi hayvanlara yem olarak kaderine terk edilir. Tesadüfen onu bulan zalim Blackmoore tarafından yetiştirilir. Adı köle anlamına gelen Thrall olur. Taretha ile arkadaş olur, merhameti ve sevgiyi öğrenir ve ne yazık ki gözyaşını. Gladyatör olur, hor görülür, küçük bir hücrede büyür, okuma yazma öğrenir, sanata ilgi duyar, insanların dilini öğrenir ama halkının dilini bilmez. Ardından ailesini ve halkını aramaya gider.
Hikayeyle ilgili daha fazla şey söylemeye gerek yok sanırım. Çok sevdiğim ve bir kaç kez daha sıkılmadan okuyacağım bir kitaptı. Okuyun okuyun okuyun :)
FOR THE HORDE
Ama artık döngünün bir parçası değildiler."
Christie Golden inanılmaz bir yazar. Vampire of the Mists elinizden bırakamadığınız, hayali bir karakter olduğunu bile bile Jander'le gözlerinizin dolduğu, gülümsediğiniz müthiş bir kitaptı. Büyük Şef'te aynı hisleri yarattı bende. Son satırları okuyana kadar elimden bırakamadım. Keşke daha uzun yazsaydı, keşke daha çok anlatsaydı dedim okurken. Thrall'ün hikayesiyle tüylerim diken diken oldu, içim acıdı, gözlerim doldu, uğradığı haksızlıklara deli gibi sinirlendim, kim olduğunu öğrenince ya da halkı tarafından kabul edilince çok mutlu oldum. Karşımda gelişti sanki olaylar ben bir köşede oturmuş izliyordum her şeyi.
Warcraft kitapları çok uzun bir süredir okunmayı bekliyorlardı. Ancak oyunu oynarken kitapları okuyacak fırsatı bulamadım hiç. Burada yazdıklarım çok tarafsız olmayacak üzgünüm. Thrall, Son of Durotan ve Sylvanas Windrunner en sevdiğim Warcraft karakterleri, hatta Thrall yerini Garrosh Hellscream'e bıraktığı zaman çok bozulmuştum. Hala Thrall'ün koltuğunda onu görünce sinirleniyorum. Köle, gladyatör, Drek'Thar'dan sonra kabul edilen ilk şaman, büyük savaş şefi ve klanların lordu, Frostwolf kabilesinin reisi Durotan oğlu Thrall. Karanlık ormanda ailesi katledilen minik ork vahşi hayvanlara yem olarak kaderine terk edilir. Tesadüfen onu bulan zalim Blackmoore tarafından yetiştirilir. Adı köle anlamına gelen Thrall olur. Taretha ile arkadaş olur, merhameti ve sevgiyi öğrenir ve ne yazık ki gözyaşını. Gladyatör olur, hor görülür, küçük bir hücrede büyür, okuma yazma öğrenir, sanata ilgi duyar, insanların dilini öğrenir ama halkının dilini bilmez. Ardından ailesini ve halkını aramaya gider.
Çok Pis Spoiler:
Taretha'nın başına gelenler çok üzücüydü. Thrall'ün ona karşı hislerini Christie Golden öyle bir anlatmış ki. Blackmoore'dan zaten kitabın başında da hoşlanmıyordum sonuçta Thrall'e yaptıkları korkunçtu ama Taretha'ya yaptıklarını okumak gerçekten tüylerimi diken diken etti. En son zavallı kızın başını Thrall'ün önüne attığında göz yaşlarıma engel olamadım.
Hikayeyle ilgili daha fazla şey söylemeye gerek yok sanırım. Çok sevdiğim ve bir kaç kez daha sıkılmadan okuyacağım bir kitaptı. Okuyun okuyun okuyun :)
FOR THE HORDE
12 Şubat 2013 Salı
Sislerin Vampiri / Vampire of the Mists
Ne dilediğine dikkat et...
Ravenloft'un karanlık güçleri seni duyabilir...
Acıyla sonlanan ümitsiz bir aşk öyküsü...
Kayalıkların tepesinde inşa edilmiş korkunç bir şato...
Açılmaması gereken kilitli bir oda...
Bir rahip, bir hırsız ve bir kurt kadın...
ve iki vampirin dehşet verici iradelerinin ölümcül çarpışması...
Ravenloft'un karanlık güçleri seni duyabilir...
Acıyla sonlanan ümitsiz bir aşk öyküsü...
Kayalıkların tepesinde inşa edilmiş korkunç bir şato...
Açılmaması gereken kilitli bir oda...
Bir rahip, bir hırsız ve bir kurt kadın...
ve iki vampirin dehşet verici iradelerinin ölümcül çarpışması...
Bu öyle bir hikaye ki hakkında neler yazacağıma bir türlü karar veremiyorum. Jander Sunstar öyle bir kahraman ki hayali olduğunu bilmenize rağmen onunla ağlayıp, onunla acı çekiyorsunuz. Onun hüznü içinize işliyor son satırlara kadar. Ve nefret ediyorsunuz Strahd'tan. Unutulmaz, insanın içine işleyen kitaplardan Vampire of the Mists.
Ravenloft'un karanlık, tehlikeli dünyasında, sislerin arasında Jander'in minik umut kırıntısının ardından gidiyorsunuz.
Okuyun, okutun...
İşte Tanrıların bu topraklara armağanı. Onu saygıyla ve iyi kullanın. Fakat bu sırrı sadece rahipten rahibe geçirin. Kuzgun ailesi gelecek ve bu onların kutsal sembolü olacak. Gücü güneşin gücünden gelmektedir, ışık ve sıcaklık... Bu, hüzünlü diyarların üzerine düşecek olan Gölge'yi kaldırmak için son umuttur.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

