Hande Altaylı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hande Altaylı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2015 Cuma

Delice


Delice, Hande Altaylı'nın geçtiğimiz hafta çıkan yeni kitabı. Kitabın havası yazarın ilk 3 kitabı Aşka Şeytan Karışır, Maraz ve Kahperengi'den oldukça farklı. Bağımsız metropol kadınının başarısız aşk hayatı, yanlış seçimleri bu kitapta yerini küçük bir köyde yaşayan evde kalmış çirkin kızın trajikomik öyküsüne bırakıyor.

Ege'nin Çakalağzı Köyü, kendi halinde, daracık bir yolu olan, bir tarafı uçurum, minik bir köy. Bu sebepten turistlerin pek uğrak yeri olamamış. İçinde bir avuç insan kendi halinde yaşayıp gidiyor. Sosyal hayat Bakkal Ekrem'in dükkanda geceleri kafayı çekmekle sınırlı. Esas kız Meryem'in de haliyle pek talibi yok.

Meryem, köyün en sevilen kızı değil, 29 yaşında, alımsız, yetmezmiş gibi bir de huysuz. Bakkalın karısı süslü Nurdan -ki onu da pek sevmezler- köydeki tek dostu. Bir de Aliço var, kasabanın sevimli serserisi, Meryem'in bir türlü evlenemediği büyük aşkı. 

Çakalağzı'nın bu rutin havası, köyün en varlıklı ailesi, Meryem'i aklı evvel oğulları Kazım'a isteyince bir anda değişiyor. Ve bir çırpıda okunan renkli bir hikayeye dönüşüyor. Gülüyorsunuz, duygulanıyorsunuz, bazen gıcık oluyorsunuz ve bir bakıyorsunuz ki 300 sayfa bitivermiş. 

 




27 Mayıs 2013 Pazartesi

Maraz


Çok güzel bir hikayenin ilk olarak kayıpları anımsatması çok fena. İlk okumaya başladığımda biri kayıp gitmişti hayatımdan yıllar önce. Kahperengi'ni okurken Maraz'ı bir daha oku bak daha çok seveceksin demişti bir arkadaşım. Bu hafta tekrar okumaya başladım ve ertesi sabah biri daha kayıp gitti hayatımızdan. Maraz ölümü anımsatan bir kitap oldu korkarım benim için. Ne tuhaftır hikaye de bir cenazeyle başlıyor. Ölümü, arkadaşlığı, evliliği, sadakati, aile ilişkilerini sorgulayan bir hikaye. Her birine gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken şekillerde yaklaşıyor. Bir süre sonra Aslı ile beraber hissetmeye, düşünmeye  başlıyorsunuz. Ona ne kadar hak verirsiniz bilemem ama onun için üzülmemek çok zor. Hande Altaylı inanılmaz bir kitap yazmış. Kahperengi ile bu kitabı aynı kişinin yazdığına inanmakta zorlanıyorum bazen. Karakterleri, hikayenin yönü sürekli şaşırtıyor insanı. Keşke bazı karakterlerle ilgili daha çok bilgi edinebilseydik, Münevver Hanım ile bir sürü soru işaretim kaldı. Maraz'ı tekrar okuyunca Kahperengi'de beni rahatsız eden şeyin ne olduğunu anlamış oldum. Hande Altaylı Maraz'da hikayeye, karakterlere, mekanlara öyle hakim ki karakterlerle geziyorsunuz, düşünüyorsunuz ve yaşıyorsunuz. Anlatım dili de aynı şekilde başarılı. Kahperengi gibi eğreti durmuyor hiç bir şey. 


Fena Spoiler:
Zeyno ile Aslı ilişkisi hep etkiliyor beni. Sanırım benim de kızkardeşim olduğu için. Kitabı ilk okuduğum zaman bekardım ve Aslı'nın kocasına çok sinirlenmiştim. Bu defa ise onu parçalayabilirdim. Aslında Zeyno'nun başına gelenler anlamsızdı, özellikle kendini asması. Ama Maraz kesinlikle kendini okutan çok güzel bir kitap. Korkarım ben bir kez daha okumayacağım.

21 Mart 2013 Perşembe

Kahperengi


Hande Altaylı ile 2006 yılında tesadüfen Aşka Şeytan Karışır romanını okumamla tanıştım. Aslı, Ömer, Jülide ve Kirpi beni çok etkilemişti. Kitabı bitirene kadar elimden bırakamamıştım. Kahperengi'yi okumak için nedense 1 yıl bekledim. Fikirlerine güvendiğim bir arkadaşımın oyalanıp durma hadi artık demesiyle dün başladım okumaya ve hemen bitti tabii ki :) Hande Altaylı son yıllarda okuduğum iki Türk yazardan biri. Kahperengi'yi çok severek, içim acıyarak okudum. Beni etkiledi, hüzünlendirdi, gülümsetti. Sanki içime sinmeyen bir şeyler var hikayede ancak tam olarak ne olduğundan emin olamıyorum. Sonunu hiç sevmedim hatta nefret ettim diyebilirim. Aslında Narin favori karakterim değildi kitapta. Deniz müthiş bir karakterdi, kitabı sevmemdeki en büyük etken oldu bence. Fırat biraz zorlama bir karakter olmuştu, Atıf daha ilgi çekiciydi. Moskof Recep'in adının nereden geldiğini merak ettim. Çaresizliği ve birbirine yabancı 5 insanın zorunlu olarak bir evde yaşamasını anlatımı çok etkileyiciydi. Kara Hatice için yer yer üzülsemde genel olarak kabullenişi, çözümü falcılarda arayışı çok sinirlendirdi beni.
Fena Spoiler:
Kara Hatice, Şadiye ve Mahmet'in zehirlenerek ölmeleri ve Narin'in 12 yıl sonra haberinin olması çok acımasızcaydı. Mehmet'in Şadiye'yi satması, Şadiye'nin buna ses çıkartmaması tüylerimi diken diken etti. Açıkçası Moskof Recep, Ümmühan'la kaçınca onun için sevindim. Ah Mehmet'in vurulmasıyla umutlarının yerle bir olması da acımasızcaydı. Fırat'ın annesinin yaptıklarının hastalığa bağlanması çok hoş değildi. En sonunda Deniz'in Fırat'a yardım etmesi ile oluşturulan zorlama mutlu son hiç içime sinmedi. Herşeye rağmen sonu hariç çok güzel bir hikayeydi bana göre.



Aşka Şeytan Karışır ve Maraz' da Hande Altaylı'nın diline ve ustaca anlatımına bayılmıştım. Bu kitap biraz daha hafif kaldı onlara göre. Dizisi de başlamış 'Merhamet' adında. İzlemediğim için bir fikrim yok ancak izleyenlerin merak edip kitabı da okuyacağı fikri beni çok mutlu ediyor. Umarım Hande Altaylı kısa sürede yeni bir kitap daha yazar ve okurum :)