Neil Gaiman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Neil Gaiman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2014 Pazartesi

Amerikan Tanrıları / American Gods



Bazı kitapları kötü günlere saklarım. American Gods da onların başındaydı. Pek de kötü zaman olmadı gerçi, söylemesi ayıp tatilde yayıla yayıla okudum, ama olur böyle şeyler. Artık Sandman’in kalan sayıları ve birkaç Dragonlance kitabını saklamaya devam edeyim kötü günler için.

Neyse, hikayeyi özetleyim: Şöyle bir savaş düşünün, Dragonlance ya da Forgotten Realms tanrıları Prime Material Plane’e (ya da kaba tabiriyle dünyamıza) inmişler, birer suret/avatar’a bürünmüşler ve korkunç bir savaşa girişiyorlar. Bir nevi Time of Troubles vakası.

Tabi birkaç fark var. Birincisi, dünya Krynn veya Faerun değil, bizim bildiğimiz kötü dünya. İkincisi, tanrılar sahici tanrılar. Tanrının sahicisi olur mu, bence olmaz ama insanlar tabi, tarih boyunca bana pek katılmamışlar. Dolayısıyla Odin’i olsun, Loki’si olsun, Anubis’i olsun, pek çok ilahi güç öyküde yerini alıyor. Bir diğer fark, tanrı tanımlaması bence isabetli bir şekilde geniş tutulmuş ve internet, medya gibi güncel “deity”ler de bu tanıma girmiş. Tabi en büyük fark bay Gaiman. Hikayeyi yazan o olunca koca Odin’in avatarı yaşlı bir üçkağıtçıya, Anubis’inki bir cenaze levazımatçısına, internet’inki ise şişko bir nerd’e dönüşebiliyor. Hal böyle olunca tanrıların savaşı da epey anti-epik bir hale bürünmüş. Muazzam.

Hikayeyi biraz karanlık bir geçmişi olan Shadow’un perspektifinden takip ediyoruz. İyi adam olmadığı muhakkak ama bir çeşit adalet duygusuyla insana kendini kabul ettiriyor ve ona saygı duyuyorsunuz. Yeni tanrılarla eskilerinin savaşında da (bence) tam durması gerektiği yerde duruyor. “Roadside attraction”ları AVM’lere tercih etmesi filan. Çok hoş. Aynı anda hem heroic, hem komik, hem heyecanlı, hem ürkütücü, hem de hüzünlü bir hikaye. Bir de karısı var ki evlere şenlik!

Şiddetle tavsiye olunur.





25 Aralık 2013 Çarşamba

The Ocean At The End Of The Lane / Yolun Sonundaki Okyanus





Bu kitabı o kadar çok sevdim ki... Defalarca okudum, ipoda atıp, koli yaparken dinledim de dinledim... 
Yeni yıl hediyelerimin yüzde 90'ını da bu güzel, minik kitap oluşturuyor. Bir türlü Neil Gaiman okutamadığım arkadaşlarıma, Neil Gaiman bağımlısı yaptığım ancak bunu daha almamış kuzenlerimin hepsine İthaki baskısını aldım. İyi ki çevrildi herkes okuyacak artık :) 
Bense ancak yazabiliyorum ne kadar müthiş bir kitap olduğunu. Bu arada henüz çevirisini okuyamadım ama kısa sürede o sorunumu da çözeceğim. 

Neil Gaiman ne yazsa bayılan biri olarak bu kitaba bayılmam şaşırtıcı değildi belki ama bu inanılmaz bir kitap. O kadar sıcak, o kadar tanıdık ama bir o kadar inanılmaz, imkansız. Sizi çocukluğunuza götüren, unutamayacağınız, iz bırakan bir kitap. 
Son zamanlarda okuduğum en güzel hikayeydi bana göre. Nasıl anlatsam bilemiyorum. Karakterlerin hepsini çok sevdim, Hempstock'lara bayıldım. Elinizden bırakmadan okuyabileceğiniz bir zaman seçerseniz harika olur. İlk okuduğumda hakkını vererek aralıksız okuyamadım zaten kısacık bir çırpıda bitiyor. Hemen okuyun ardından Neil Gaiman'ın kendi sesinden dinleyin. Sonra tekrar okuyun, okuyun, okutun. Hatta benim gibi herkesi okumak zorunda bırakın...
Merry Christmas...


3 Ekim 2013 Perşembe

Anansi Boys

Ege'ye geri dönüş maceram sürerken bir şeyler yazmakta çok zorlanıyorum. Zaten okumak için hep ince kitapları seçmeye başladığımı fark ettim. Bir kaç güne evde açıkta kalan kitapları okuyabileceğim sadece korkarım. Bunları bile koliler arasında zorla oturmak için açtığım yerden yazabiliyorum. 

Anansi Boys biteli çok oldu aslında bir çırpıda okunan keyifli bir kitaptı ama ben ancak yazabiliyorum. Elimde orijinali olduğu için çeviriyi alma gereği duymadım. Bu kitabı sevdim hele kendi dilinde Neil Gaiman okumak inanılmaz keyifli. Nedense sevdim diyebiliyorum sadece çok sevdim değil. Diğer hikayeler kadar etkilemedi beni Anansi Boys, evet güzeldi ama defalarca okuyabilirim dediğim Neil Gaiman hikayelerinden değildi. Fat Charlie ve Spider'in maceraları bazı yerlerde kahkahalar attırdı bana yer yer de çok sinirlendirdi. Dünyanın bittiği yer ya da dünyanın başladığı yer kitapta en çok hoşuma giden yerlerdendi. Elbette okuyun pişman olmayacaksınız Neil Gaiman bu. Bende The Ocean at the End of The Lane  macerama başlayayım. 

29 Ağustos 2013 Perşembe

Mezarlık Kitabı / Graveyard Book

Bir yerlerde Neil Gaiman'ın "küçükleri heyecanlandıran maceralar büyüklerin en korkulu rüyaları oluyor" şeklinde bir açıklamasını görmüştüm. Sanırım Coraline içindi. Mezarlık Kitabı ve Nobody Owens'ın ise bana getirisi huzursuz uyuduğum bir kaç gece oldu. Bana yola çıkma zamanımın geldiğini anımsattı, birgün elbet yola çıkmanız gerekir. Sanırım Çikolata ile aynı zamanlarda okuduğum için böyle hissettim biraz da. Hikaye her zaman ki gibi büyüleyici. Sıradan bir çocuk ve çevresindekilerin yaşadığı gündelik olaylar. Ufak bir ayrıntı Nobody mezarlıkta yaşıyor ve hayaletler tarafından büyütülüyor. Konu ile ilgili fazla bir şey yazmak istemiyorum ki keyfi kaçmasın ve yanlışlıkla spoiler olmasın. Mutlaka okuyun pişman olmayacaksınız.


Tembel bloggerınız aslında bu ay iki farklı Neil Gaiman kitabı okuyacaktı. Anansi Boys ve American Gods. Ancak yazlıkta olduğum ve sevgili kocacım American Gods'ı okumaya başladığı için Mezarlık Kitabı ve Anansi Boys ile devam edebiliyorum. Anansi Boys bitmek üzere, American Gods ise çok yakında.




2 Ağustos 2013 Cuma

Odd ve Ayaz Devleri / Odd and The Frost Giants

Vikingler döneminde, Norveç'te bir kasabada Odd isimli bir çocuk yaşar. Odd hep çok şanssız bir çocuk olmuştur. Küçük yaşta babasını kaybeder, ağaç keserken bir ayağını sakatlar... Üstelik bir türlü bitmeyen kış Odd'un kasabasında yaşayan herkesin aksileşmesine neden olur.



Bu şekilde yazınca tabii ki Kibritçi Kız tarzı hüzünlü bir çocuk masalı bekliyoruz değil mi? Peki bunlar Neil Gaiman'ın müthiş zekasıyla birleşince ne olur? İşte bu kitap bu sorunun cevabı. hem çocukların hem de büyüklerin sıkılmadan okuyacağı Nors mitolojisi ile anlatılan çok eğlenceli hemen okunan bir kitap. Okuyun okuyun okutun...




26 Nisan 2013 Cuma

1602

Neil Gaiman'ın müthiş dehası Marvel karakterleriyle birleşirse ne olur? Peki bu hikaye 1602 yılında İngiltere'de geçerse? 
Tüm soruların cevabı "1602" karşınızda :)

Marvel Evreni'ndeyiz 400 yıl öncesi. Sebebini henüz bilmediğimiz bir biçimde, insanlar ve olaylar, olmaları gereken zamanın dışında karşımıza çıkıyorlar.
Sir Nicholas Fury, Kraliçe Elizabeth'in istihbarat şefi. Stephen Strange ise Saray Doktoru.Latveria Hükümdarı Otto Von Doom'un planladığı suikastı önleyip Kraliçe'nin ölümünü engellemeyi ikisi de başaramadı.
Anakara'da ise, Rahip önderliğinde Engizisyon, farklı görünen ya da olağanüstü güçlere sahip olan Cadı Soyu'ndan olanları yakalayıp idam ediyor. Geçmişte İngiltere, Cadı Soyu için bir liman ayarlamış ve liderleri Carlos Javier önderliğinde sürdürdükleri hayatlarına göz yummuştu.
Kraliçe Elizabeth'in ölümü, İskoçya Kralı James'i İngiliz Kraliyet Tacı'na yöneltti. James, Kraliçe'nin ölümünü korktuğu ve nefret ettiği Cadı Soyu'nun üzerine yıkmak üzere harekete geçti. Javier'i ve öğrencilerini yakalaması ya da öldürmesi için Fury'yi görevlendirdi.Fury genç asistanını Javier'i uyarması için önden yolladı. Trieste'de Fury'nin en iyi ajanı olan kör şarkıcı Matthew Murdoch, gizemli Natasha tarafından ihanete uğradı. Bulup getirmesi için gönderildiği Tapınak Şövalyeleri'nin silahı artık Otto Von Doom'un eline geçmiş durumda.
Bütün bunlar olurken, bir yandan da Dünya'yı tehdit eden garip hava olayları yaşanıyordu. Stephen Strange, bu tehditkar hava olaylarının baş müsebbibi olarak, Yeni Dünya'daki Roanoke Kolonisi'nden kızılderili koruması ile birlikte İngiltere'ye yeni ayak basan Virginia Dare'i görüyordu
Hiç sıkılmadan okunan, enfes görsellere sahip bir çizgi roman olmuş. Sandman ile karşılaştırmanın çok yanlış olduğuna inanıyorum. Çok farklı bir konu ve çok farklı bir dünya. Bana göre tek eksisi Marvel evrenine uzak olanların okurken biraz zorlanabilmesi. Harika göndermeler var, kim kimdir anlayınca daha da iyi bir hal alıyor. Tanıdığımız kahramanların teknoloji olmadan başının çaresine bakması çok keyifli. Ben çok sevdim bu yazıyı yazarken bile bir kez daha okumak istedim. 
Kim Kimdir Spoilerı:
1)Cadı Soyu / witchbreed - mutant 2)sanctuary - professor xaviers school for gifted youngsters 3)Sir Nicholas Fury - Nick Fury 4)Dr Stephen Strange - Dr Strange 5)Carlos Javier - Charles Xavier 6)Peter Parquagh - Peter Parker 7)Otto Von Doom - Dr. Doom 8)Rojhaz - Captain America 9)Petros - Quicksilver (Magneto'nun oğlu) 10)Sister Wanda - Scarlett Witch 11)Matthew Murdoch - Daredevil (Matt Murdock) 12)Scotius Summerisle - Cyclops (Scott Summers) 13)Roberto Trefusis - Iceman (Robert Drake) 14)John Grey - Jean Grey Mccoy - Henry Mccoy (Beast) 15)Werner - Archangel (Warren Worthington) 16)Grand inquisitor / rahip - Magneto (Erik Magnus Lehnsherr) 17)Sir Richard Reed - Reed Richards 18)Benjamin - Ben Grimm 19)Susan - Susan Storm / Sue Richards 20)Johnnie - Jonathan Storm 21)Thor - Thor

17 Mart 2013 Pazar

Yokyer / Neverwhere

Neil Gaiman inanılmaz bir yazar. Okuduğum her öyküsünde başka yerlere sürüklüyor beni. 1602 ile Sandman'i yazan aynı adam. Ya da düşünsenize Coraline'i de Neil Gaiman yazdı Sturdust'ı da. Çağımızın en büyük yazarlarından biri sevimli dahi ya da sevimli deli. 'Bin Kedinin Düşü' öyküsünü okuduğumdan beri sevgili oğluşuma her baktığımda "acaba" diyorum. 'Bir Yaz Gecesi Rüyası' her aklıma geldiğinde tüylerim diken diken oluyor. Tabi kabul etmem gerekiyor, Neil Gaiman öyküleri herkese hitap etmiyor. Neil Gaiman'ı ya çok seviyorsunuz ya da nefret ediyorsunuz. 
Bu arada asıl söylemek istediğim başka bir şey var. Sandman'in ilk cildini o zamanlar Türkçe baskısı tükendiği için orijinalinden okumuştum. Elimde Türkçe olan Neil Gaiman kitapları bitince bir daha çeviri okumayı düşünmüyorum. Bu çeviri ile ilgili değil aslında, Neil Gaiman'ın yazdıklarını yazdığı gibi okumalıyım düşüncemden kaynaklanıyor. Denerseniz farkı göreceksiniz :) 
Gelelim Yokyer'e...
Richard Mayhew sevimli, iyi yürekli, kendi halinde bir adam. Güzel bir nişanlısı, iyi bir işi, sıradan ama düzgün bir hayatı var. Bir akşam nişanlısı Jessica ile yürürken yolda yaralı bir kız görüyor ve ona yardım ediyor. Bu noktadan sonra tüm hayatı değişiyor. 
Yokyer, karanlık bir hikaye, size hayatınızı sorgulatan bir hikaye. Karakterler öyle yaratılmış ki her an karşımda Door'u ya da Carabas'ı görecekmişim gibi hissettim okurken. Richard'ı sevdim mi bilmiyorum ama Mr. Croup ve Mr. Vandemar'a bayıldım :) Aşağı Londra'yı kesinlikle daha çok sevdim. Metro istasyonlarının isimlerinin açıklaması, Melek Islington hepsi farklı ve nefisti. Ancak Hunter (Avcı) ile ilgili ne hissettiğimden tam olarak emin değilim :) 
ÇOK PİS SPOİLER:
Açıkçası Richard en sonunda herşeye rağmen Yukarı Londra'ya dönmek isteyince çok bozuldum. Hele Jessica ile barışsa herhalde saçlarımı yolardım :) Neyseki sonunda doğruyu anladı:)

Okuyun, okuyun, okuyun... Neil Gaiman ne yazarsa okunmalı.





Genç ve iyi kalpli Richard Mayhew'un sıradan hayatı, bir kaldırımda karşısına çıkan yaralı genç kızın hayatını kurtarmasıyla sonsuza dek değişir. Bu iyilik Richard'ı var olduğunu hayal bile etmediği bir dünyayla –şehrin altındaki terk edilmiş Metro istasyonları ve kanalizasyonlarda gelişmiş karanlık bir yaşamla– tanıştırır. O artık, yarıklardan düşen insanların yaşadığı Aşağıtaraf'ın bir parçasıdır... ve eğer bildiği dünyaya dönmek istiyorsa, gölgelerin ve karanlığın, canavarların ve azizlerin, katillerin ve meleklerin şehrinde yaşamayı öğrenmek zorundadır...

Gaiman, basitçe söylemek gerekirse, hikâyelerin hazine evi gibi ve biz de ona sahip olduğumuz için şanslıyız...
Stephen King

24 Şubat 2013 Pazar

Neil Gaiman ve Short Stories 2 / A Study in Emerald

Cthulhu mitosu ve Sherlock Holmes efsanesi kim tarafından karıştırılır ve ortaya müthiş bir sonuç çıkar? Tabi ki fantastik edebiyatın dahi çoçuğu Neil Gaiman yazarsa olur.
A Study in Emerald  2004 Hugo ödüllerinde best short story ödülünü kazanmıştı. Cthulhu evreninde geçen bir Sherlock Holmes hikayesi.
Müthiş adam Neil Gaiman'ın bu kısa öyküsü de  Kayıp Rıhtım tarafından çevirilmiş. Bende hemen bu müthiş haberi sizlerle paylaşmak istedim. Öykünün orijinali için  buraya tıklayabilirsiniz. M. İhsan Tatari çevirisi ve Ozan Demirışık düzeltisi Zümrüt Soruşturma ise burada :)

4 Şubat 2013 Pazartesi

Neil Gaiman ve Short Stories / I Cthulhu

Neil Gaiman, Sandman'i yaratan müthiş adam. Coraline ile uykularımı kaçıran stardust ile içimi ısıtan yazar. Yazdığı her şeyi koşulsuz şartsız okumak gerekiyor (Twitter ile ilgili kararı kendiniz verin). Geceleri hala tedirgin olmama sebep olan hikayeleri çocuk masalları aslında. Ama benim paylaşmak istediğim başka bir şey var Neil Gaiman ile ilgili. Kendi internet sitesinde kısa öykülerini paylaşıyor. İşte burada.
Asıl harika habere gelelim şimdi. Süper fantastik sitesi Kayıp Rıhtım bu kısa öykülerden birini çevirerek paylaşmış. Çeviren M.İhsan Tatari, düzenleyen Evrim Öncül. Ee ne duruyorsunuz hadi hemen okuyun :) İşte burada Neil Gaiman'dan "Ben, Cthulhu"....