8 Eylül 2014 Pazartesi

Amerikan Tanrıları / American Gods



Bazı kitapları kötü günlere saklarım. American Gods da onların başındaydı. Pek de kötü zaman olmadı gerçi, söylemesi ayıp tatilde yayıla yayıla okudum, ama olur böyle şeyler. Artık Sandman’in kalan sayıları ve birkaç Dragonlance kitabını saklamaya devam edeyim kötü günler için.

Neyse, hikayeyi özetleyim: Şöyle bir savaş düşünün, Dragonlance ya da Forgotten Realms tanrıları Prime Material Plane’e (ya da kaba tabiriyle dünyamıza) inmişler, birer suret/avatar’a bürünmüşler ve korkunç bir savaşa girişiyorlar. Bir nevi Time of Troubles vakası.

Tabi birkaç fark var. Birincisi, dünya Krynn veya Faerun değil, bizim bildiğimiz kötü dünya. İkincisi, tanrılar sahici tanrılar. Tanrının sahicisi olur mu, bence olmaz ama insanlar tabi, tarih boyunca bana pek katılmamışlar. Dolayısıyla Odin’i olsun, Loki’si olsun, Anubis’i olsun, pek çok ilahi güç öyküde yerini alıyor. Bir diğer fark, tanrı tanımlaması bence isabetli bir şekilde geniş tutulmuş ve internet, medya gibi güncel “deity”ler de bu tanıma girmiş. Tabi en büyük fark bay Gaiman. Hikayeyi yazan o olunca koca Odin’in avatarı yaşlı bir üçkağıtçıya, Anubis’inki bir cenaze levazımatçısına, internet’inki ise şişko bir nerd’e dönüşebiliyor. Hal böyle olunca tanrıların savaşı da epey anti-epik bir hale bürünmüş. Muazzam.

Hikayeyi biraz karanlık bir geçmişi olan Shadow’un perspektifinden takip ediyoruz. İyi adam olmadığı muhakkak ama bir çeşit adalet duygusuyla insana kendini kabul ettiriyor ve ona saygı duyuyorsunuz. Yeni tanrılarla eskilerinin savaşında da (bence) tam durması gerektiği yerde duruyor. “Roadside attraction”ları AVM’lere tercih etmesi filan. Çok hoş. Aynı anda hem heroic, hem komik, hem heyecanlı, hem ürkütücü, hem de hüzünlü bir hikaye. Bir de karısı var ki evlere şenlik!

Şiddetle tavsiye olunur.





2 yorum:

  1. Elinize sağlık, merak uyandırıcı bir yazı olmuş. En azından benim için... Çünkü Gaiman'ı çok sevmeme rağmen bu kitabından hep kaçındım. Neden derseniz hakkında hep olumsuz şeyler duydum. Yol kısımlarının sıkıcılığı, ara bölümlerin gereksizliği, boşuna uzatılmış olması... böyle sürer gider. Siz ne dersiniz bu eleştirilere? Bir de yeni adresiniz hayırlı olsun :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de çok fazla beklettim Amerikan Tanrıları'nı sizinle yakın sebeplerden. Gereksiz uzatılmış bölüm bence yoktu, yol kısımları ise genel yorumların aksine çok keyifliydi. Hatta en eğlenceli kısımlardı bile diyebilirim. Biraz karışıktı, bazı yerlerde kayboldum buraya nasıl gelmiştik diye uzun uzun düşündüm. Benim sorunum çeviri ile ilgiliydi İnkılap çevirisi vardı elimde bırakıp orjinalden okumam gerekti. Tüm karmaşa geride kaldı.

      Sil