6 Şubat 2013 Çarşamba

Kahinin Gülü / The Rose of Prophet

Gezginin Buyruğu / The Will of the Wanderer


Büyük bir heyecanla okumaya başladığım sevgili kitabım dün gece bitti. Baştan söyleyeyim ben ciddi bir Dragonlance fanatiğiyim. Forgotten Realms ve Ravenloft'u da seviyorum ama Dragonlance başka. Hatta şöyle açıklayayım durumu, bana göre Coco Chanel moda dünyasında bugüne dek görülmüş en müthiş, en yetenekli ve başarılı kadın. Nasıl Chanel pudramdan vazgeçemiyorsam Weis ve Hickman hikayelerinden de vazgeçemem. Margaret Weis benim için edebiyatın Coco Chanel'i. Yani çok objektif değerlendirme yapamayacağım kitapla ilgili. Ancak en azından konu ile ilgili bir fikir verebilirim.
Gezginin Buyruğu bir çölde geçiyor. Ana kahramanlarımız Khardan ve Zohra. Hikayenin tamamına doğu kültürü ve çöl havası hakim. Bu beni rahatsız etti mi peki? Hayır. Hatta sevdim bile diyebiliriz. Ancak bunda başta da belirttiğim üzere yazarların etkisi büyük başka biri yazmış olsa okumazdım muhtemelen. Sanırım frp kitapları içerisinde ilk defa eşcinsel bir karakterle bu kitapta karşılaştım (yanılıyorsam lütfen düzeltin). Bence kitaptaki karakterler gayet özgün. Okurken "Ya bu adam da aynı Fizban'a benziyor", "Aaa bak ya Tasslehoff da böyle yapıyordu zaten" falan demedim. Sanırım 6 günde okudum ancak son 250 sayfayı dün gece okudum. Başları biraz sıkıcıydı, ilk 100 sayfayı atlatınca elimden bırakmakta zorlanmaya başladım. En sevdiğim karakter şimdilik Matthew adında bir büyücü. Çok uzak diyarlardan denizin diğer tarafından gelip yolu Khardan ve çöl halkıyla kesişen genç bir adam. Hikayede sadece tanrılar yok, ifritler, cinler ve melekler var. Kim kimdir kısmını hala tam olarak çözemedim. Elbette Weis tarzı espriler ve atışmalara da bol bol rastlayıp kıkırdıyoruz kitabı okurken. Ay çok uzattım, sonuç olarak ben bu kitabı sevdim ve bu gece 2. kitaba başlayacağım. Bence fantastik kurgudan hoşlanıyorsanız ya da yolunuz bir şekilde Weis ve Hickman'la kesiştiyse mutlaka okumalısınız. Evet alışılmış tarzın dışında ama şans verdiğinizde sizi pişman etmeyen bir hikaye. Muhtemelen bedevilerle ilgili yazılmış ve bu kadar severek okuyabileceğiniz başka bir hikaye bulamazsınız.






Gecenin Paladini / The Paladin of the Night



Gecenin Paladini, Gezginin Buyruğu ile karşılaştırılınca çok daha sürükleyici ve eğlenceli bir kitaptı. Pukah türlü işler karıştırdı, şansı yaver gitti neyse ki :) İkinci kitap genel olarak ölümsüzlerin maceralarını anlatıyor. Khardan, Zohra ve Mathew esir düşüyorlar, sonunda Mathew'un balıklarının hikayesi ortaya çıkıyor. Pukah, Sond ve Asrial ise kayıp ölümsüzlerin peşinde. Ahmet yeni kararlar alıyor, Usti herkesi şaşırtıyor. Khardan ve Zohra, Mathew'un gerçek hikayesini öğreniyorlar. Meryem yeni planlar yapıyor. Ve ben kitabı elimden bırakamadan okudum :)
Gezginin Buyruğu ile Gecenin Paladini'nin çevirmenleri farklı. Bu değişiklik beni rahatsız etmedi ancak ikinci kitabı daha severek okuma sebebim çeviri de olabilir. 






Akhran'ın Kahini / The Prophet of Akhran



Ve işte en son kitap Akhran'ın Kahini. Sonunda bitirdim Kahinin Gülü Serisi'ni. Eğlenceli, okunabilir güzel bir seriydi. Elbette Dragonlance gibi bayıla bayıla okumadım. Ancak okurken sıkıldığım, nerden başladım ki dediğim bir seri de olmadı. Kitaplarla ilgili en büyük sıkıntı çevirmenlerin her kitapta farklı olması ama çok ta rahatsız edici bir durum değil. Gelelim son kitaba. Cinler beni çok şaşırttı özellikle Pukah. Eh hikayenin başında pek hoşlanmamıştım ondan ancak utandırdı beni. Tabi hala hoşlanmıyorum o ayrı. Sond ve Usti çok sevimlilerdi bence. Khardan'ın Meryem ile ilgili gerçekleri görmesi biraz geç oldu ama iyi oldu. Mathew ve Zohra kitapta en sevdiğim karakterlerdi. Aralarındaki iletişim beni çok eğlendiriyordu. Sonu biraz hızlı gelişti sanki. Ama güzel bir hikayeydi, değişik, ilginç. Okuyun, okuyun, okuyun.
Fena Spoiler:
Mathew, Khardan'a olan hislerini söylediğinde benim bile gözlerim doldu. Khardan'ın tepkisi maceranın başından sonuna kadar onda oluşan tüm değişiklikleri gösteriyordu ki bece çok güzel bir ayrıntıydı. Zohra'nın sonunda Khardan ile beraber olacağı evet çok belliydi ancak böyle gelişmesi çok daha iyi oldu bence. Böylelikle vıcık vıcık aşk hikayesi okumamış olduk.

2 yorum:

  1. Ahh ben de Ejderha Mızrağı serisine başlamak istiyorum, oldukça da fazla kitap var, arada tarihçeleri de okumam gerek daha başlayamadım.
    Fantastik kurgu seven birilerini görmek çok güzel bu arada, ben de yeni yeni merak saldım.

    YanıtlayınSil
  2. Ejderha Mızrağı kitaplarına her baktığımda tekrar okumak için bahane arıyorum. Ve bu yorumunla süper bahanemi de buldum, kitapları baştan okuyup hepsini blogda yorumlamalıyım öyle değil mi :)

    YanıtlayınSil