19 Haziran 2014 Perşembe

Ejder Kanadı / Dragon Wing



Son zamanlarda okuduğum en iyi seriydi, mutlaka okuyun, elinizden bırakamayacaksınız diye başlayacak bu kitap ile ilgili düşündüklerim. Muhtemelen kitabı alacaksınız kitaplıktan, tozlanmış olacak elbette. Bir kaç sene önce almış olmama rağmen ilk baskı bendeki ve basım yılı 2001, bu durum beni çok üzdü.  Niye kimse fantastik okumuyor? Neyse konuyu dağıttım her zamanki gibi. Başlayacaksınız okumaya ve beni pek sevgi içermeyen sözcüklerle anacaksınız. Şimdi sakin olun, belki farkında değilsiniz ama ne saçmalıyor bu kitap derken ilk 100 sayfa bitti bile, bakın henüz elinizden bırakmadınız. Zor kısmı geçti, bir elli sayfa daha dayandınız mı istesem de elinizden alamam artık Ejder Kanadı'nı.
Serinin garip bir özelliği de her kitapta okuma sürenizin kısalması. Son kitaba dün gece Brezilya- Meksika maçından sonra başladım ve bu sabah bitmişti.İlk iki kitabı atlattınız mı gerisi muazzam bir macera.
Gelelim Ejder Kanadı'na. İlk tavsiyem, arka kapak yazılarını kitaplar bittikten sonra okuyun, bir çoğu ciddi spoiler içeriyor. Çevirmen Niran Elçi, çeviri müthiş. Yepyeni bir dünya ve yepyeni kurallar olduğu için klasik D&D'ye alışık olan ben biraz bocaladım başlarda. Cücelerin hali, elflerin tavrı, yeni ırklar, değişen büyü kuralları. Karakterleri tam benimsemişken altüst olan şartları da yadırgadım tabi. Welfler, gegler, yüksek alemler, yıksi diksi...

Ejder Kanadı, Gök alemi Arianus'ta başlıyor. Yıllar önce dünya parçalanmış ve dört aleme ayrılmış, gök, taş, ateş ve suyu. Büyünün şekli değişmiş, her ırk ihtiyaçlarına göre şekillendirmiş büyüsünü ve zamanla diğer alemler unutulmuş. Ölüm kapısı ise tüm ihtişamıyla bekliyor ne yazık ki ölüm kapısını bilen sadece bir kaç kişi var, onlar da henüz tüm hikayeyi bilmiyor. Lordu için hayatını verecek köpekli bir adam, ırkından geriye kalan tek kişi olan yaşlı bir adam,  tuhaf bir katil, geg Limbeck... Hadi ne bekliyorsunuz, inanılmaz bir macera sizi bekliyor.




Çok Fena Spoiler:
son sayfaya kadar açıkçası Haplo'yu sevmek için bir sebep bulamadım, Usta Hugh'un küt diye ölmesi de çok sinirimi bozdu. Zaten adama alışamadım bir de ilk kitapta öldürdünüz nasıl yani diyerek gezindim bir süre etrafta. Gerçi Alfred niye hayatta kalan tek sartan, lord kim, neyin peşinde merak etmemek mümkün değil. Sinistrad garip ve rahatsız eden bir büyücüydü, Bane'den bahsetmek bile istemiyorum. Iridal'ın zayıflığı da ilginçti. Bir kaç kitap sonra yazayım düşündüklerimi spoilerın da bir adabı var sonuçta.

2 yorum:

  1. Karışık duygular içinde olduğum bir seri. İlk kitap benim için de hayli zor geçmişti, sizin de dediğiniz gibi D&D'ye alışık bünye geglerin o halini pek kaldıramıyor, bir de kitaptaki tek favori karakterin başına geleni görünce buruk bir tatla bırakmıştım. İkinci kitabı daha çok sevmiş ve bayağı gülmüştüm. Ama üçte yine hayal kırıklığına uğrayınca orada kestim okumayı. Gerçi arka arkaya verdiğiniz 9'ları görünce "Acaba bir şans daha versem mi?" demeye başladım ama hadi hayırlısı :P Elinize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Üçüncü kitap bir alemdi zaten içim sıkıldı okurken, zor bitirdim kitabı. Ama 4 ten sonra bütün havası değişiyor serinin. 9 aslında serinin tamamı için değerlendirmem :) Bir şans daha verin bence de.

      Sil