World of Warcraft etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
World of Warcraft etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2013 Cuma

Son Bekçi - Warcraft 3 / The Last Guardian

" Davetsiz misafir bir elini kaldırdı ve bir dizi ezgili sözcük mırıldandı. Kafiyeler ve ritimler ağzından önce kısık sesle, daha sonraysa gittikçe yükselerek, sonundaysa bütün sakinliği parçalayarak döküldüler. Uzaklardaki kurtlar bu ezgiyi duyup ona uluyarak karşılık verdiler.
Ve ayakları çamura saplanmış gibi duran, hayalet benzeri gencin görüntüsü derin bir nefes aldı, sırlarla dolu sırt çantasını yüklendi ve ağır adımlarla Medivh'in Kulesi'nin ana girişine doğru ilerlemeye başladı."

Warcraft maceram sona erdi. Son kitabı okumam biraz uzun sürdü ama bunda kitabın suçu yok. 10 gündür İstanbul'da oradan oraya gezip durduğum için her gece yorgunluktan sızdım ve okuyamadım. Bu serideki favori sıralamam 2-3-1 şeklinde oldu. Büyük Şef'e bayıldım. Son Bekçi'yi çok sevdim ve Ejderhanın Günü çok güzel bir kitaptı. Türkçe'ye yalnızca bu 3 kitap çevrilmiş Artemis Yayınları'ndan. Sunwell Üçlemesin'nden sonra okuduğum ilk Warcraft serisiydi ve 5 yıldan fazla süredir WoW oynayan biri olarak bu kadar geç okuduğum için kendime çok kızdım. Gerçi Alliance olarak oynamadığım için kitapları okurken bol bol wowwiki.com'a başvurmam gerekti. Son Bekçi, Trisfal'in son bekçisi, Magna Aegwyn oğlu, Sargeras'ı yenen gücün mirasçısı Azeroth'un koruyucusu ve en büyük büyücüsü Medivh'in hikayesini anlatıyor.
Medivh'in Kulesi Karazhan'a çırak olarak gelen Khadgar, Kirin Tor büyücüleri tarafından bilgi edinmesi için Medivh'in yanına çırak olarak gönderilmiştir. Karazhan kendi güçleri olan bir kuledir. Kulenin sebep olduğu görülerle Khadgar geçmiş ve gelecek hakkında bilgi sahibi olur. Bir gün gizemli kuleye elçi olarak Garona Halforcen gelir. Khadgar nasıl orkları düşmanı olarak kabul etmişse Garona için de insanlar düşmandır. Ancak her ikisi de öncelikle yaşlı, bilge, güvenilir ve birazcık deli büyücüye karşı geliştirdikleri sadakat ve güveni zamanla birbirlerine karşı da hissetmeye başlarlar. Bütün insanların ve bütün orkların aynı olmadığını kabullenirler. Ardından tehlikeli iblisleri Azeroth'a getiren Dark Portal'ı ve orkları getiren Gul'dan'ı kandıranın kim olduğunu araştırmaya başlarlar. Bu arada Ateş lejyonunun efendisi old god Sargeras'ın da kendi planları vardır. Ve ikili sadakatlerini sorgulamak zorunda kalırlar.
Son Bekçi etkileyici ve şaşırtıcı bir kitaptı. En yakın zamanda serinin devamını temin edip okuyacağım. Bu kitap ilk iki kitabın aksine tüm fantastik severlerce sevilecek, gizemli ve şaşırtıcı bir hikaye. Açıkçası benim gibi Warcraft Lore'una çok hakim olmayanlar şok geçirecekler.Ciddi ciddi PvP yerine daha çok PvE ağırlıklı oynamayı düşünmeye başladım. Karazhan'daki görüler çok etkileyiciydi. Moore karakter olarak iyi yaratılmıştı ve diyalogları beni bol bol gülümsetti. 
Medivh hakkında çok pis Spoiler:
Medivh'i daha kitabın başında çok sevdim. Benim için biraz deli ama güvenilir, gizemli, kibar, yaşlı ve fedakar bir adamdı. Özellikle talep etmediği bir güç için gençliğinin elinden alınması ve sürekli Azeroth'u koruması beni etkiledi. Hatta kitabın ortalarına doğru Lothar'dan şüphelenmeye bile başladım.Annesine kızdım Karazhan' daki görüler sonucunda.Sonuç ne oldu Dark Portal'dan herkesi getiren Medivh'miş. Büyücüleri öldüren oymuş, ilk anladığımda şok oldum. Yine de Sargeras'tan kurtulduğu ve davetsiz misafir olarak döndüğü için çok sevindim. Yalnız kitap bittikten sonra yaptığım araştırmalarda Med'an'ın yani şu anki Tirisfal Bekçisi'nin Medivh ve Garona Halforcen'ın çocuğu olduğunu öğrendim. Ayrıca Garona'nın Sargeras tarafından kontrol edildiğinden de bahsediliyordu. Sargeras'ın büyüsü sonucu bir kelime ile Dark Council tarafından kontrol edilmekteymiş.Bu kelimeyi Gul'dan ve bir kişi daha biliyormuş.Böylelikle suikastçi olarak kullanıyorlarmış Garona'yı. Birde kitabın sonunda Medivh'in yaptığı bir büyü sonucu Khadgar'ın da gençliğinin elinden alınması ironikti. I...am the reason for the Legion's return. Years ago, I brought the orcs to this world, and by doing so, I opened a path for the demons as well. For my sins I was murdered by those who I cared for most. Despite my death, war raged across the lands of the east for many years, leaving entire kingdoms devastated in its wake. Now at long last I have returned to set things right. I... am Medivh, The Last Guardian. I tell you now, the only chance for this world is to unite in arms against the enemies of all who live.
FOR THE HORDE

15 Nisan 2013 Pazartesi

Ejderhanın Günü - Warcraft 1 / Day of the Dragon



10 gündür evde olmadığım için bu yazıyı bir türlü yazamadım. Aslında Büyük Şef'ten önce okumuştum Ejderhanın Günü'nü. Warcraft kitaplarını bu kadar geç okuduğum için kendime çok kızgınım. Ama daha önce de söylediğim gibi WoW oynarken kitapları okuma fırsatı olmuyor ne yazık ki. Merak ettiğim bir sürü konuda bu kitaplar sayesinde bilgilendim. Okuması çok keyifli kitaplar ancak Warcraft evreniyle ilgisi olmayıp yalnızca fantastik kurgu okuyanlar çok severler mi çok emin değilim. Bir kaç yorumda daha küçük yaşlarda ki erkek okuyucular için olduğundan falan bahsedilmiş kitapların ancak buna kesinlikle katılmıyorum. 30 yaşında bir kadınım ve bayıla bayıla okudum. Star Wars, The Dark Tower, World of Warcraft, Vampire the Masquarede, Baldurs Gate, Torment:Planescape ya da herhangi bir D&D serisi yalnızca erkekler için değil. Ayrıca şişman da değilim erkeğe de benzemiyorum bu önyargılar beni deli ediyor. Neyse gelelim kitabımıza. Ejderhanın Günü, 5 Dragon Aspects - Görüntü hakkında ve elbette ki Rhonin Redhair ve Vereesa Windrunner'in hikayesi var. Deathwing; Nozdormu, Ysera, Alexstrasza ve Malygos'u kandırarak demon soul'u oluşturur ve güçlerinin çoğunu kaybetmelerine neden olur. Zamanlarının geçtiğine inanan ejderhalar kendi köşelerine çekilirler. Alexstrazsa ise orkların elinde esir tutulmaktadır. Alexstrazsa'nın durumunu gözetlemesi için Kirin Tor'un altısından biri olan Krasus tarafından görevlendirilir. Rhonin'e eşlik etme görevi ise genç ranger Vereesa'ya verilmiştir. Ancak Deathwing'in de Rhonin için kendi planları vardır. Hikayenin en zevkli kısımlarından biri elbette ki Arthas ile karşılaşmaktı. Ancak nefesinizi tutmayın küçük bir çocuk henüz :) Büyük Şef kadar sevmedim ancak çok güzel bir kitaptı. Rhonin nasıl Kirin Tor'un yöneticisi oldu anlamamın yanı sıra The Violet Citadel'de Veeresa Windrunner'ın da onun yanında olduğunu bilmek kitaptan daha fazla zevk almamı sağladı. Ah elbette Veeresa Windrunner, Banshee Queen Sylvanas Windrunner'ın kardeşi. Warcarft severler kesinlikle çok seveceklerdir.
FOR THE HORDE

Büyük Şef - Warcraft 2 / Lord of the Clans

" Gul'dan çağırdığında geldi ruhlarını karanlığa bilerek, hatta hevesle satmış olanlar. Tıpkı Gul'dan gibi, onlar da bir zamanlar büyük, ruhani varlıklardı. Bir zamanlar doğayı ve orkların onun içindeki yerini incelemişler, kırlardaki ve ormanlardaki hayvanlardan, gökyüzündeki kuşlardan, nehirlerdeki ve okyanuslardaki balıklardan bilgi edinmişlerdi. Ve bu döngünün bir parçası olmuşlardı. ne daha fazlası, ne daha azı...
Ama artık döngünün bir parçası değildiler."
Christie Golden inanılmaz bir yazar. Vampire of the Mists elinizden bırakamadığınız, hayali bir karakter olduğunu bile bile Jander'le gözlerinizin dolduğu, gülümsediğiniz müthiş bir kitaptı. Büyük Şef'te aynı hisleri yarattı bende. Son satırları okuyana kadar elimden bırakamadım. Keşke daha uzun yazsaydı, keşke daha çok anlatsaydı dedim okurken. Thrall'ün hikayesiyle tüylerim diken diken oldu, içim acıdı, gözlerim doldu, uğradığı haksızlıklara deli gibi sinirlendim, kim olduğunu öğrenince ya da halkı tarafından kabul edilince çok mutlu oldum. Karşımda gelişti sanki olaylar ben bir köşede oturmuş izliyordum her şeyi. 

Warcraft kitapları çok uzun bir süredir okunmayı bekliyorlardı. Ancak oyunu oynarken kitapları okuyacak fırsatı bulamadım hiç. Burada yazdıklarım çok tarafsız olmayacak üzgünüm. Thrall, Son of Durotan ve Sylvanas Windrunner en sevdiğim Warcraft karakterleri, hatta Thrall yerini Garrosh Hellscream'e bıraktığı zaman çok bozulmuştum. Hala Thrall'ün koltuğunda onu görünce sinirleniyorum. Köle, gladyatör, Drek'Thar'dan sonra kabul edilen ilk şaman, büyük savaş şefi ve klanların lordu, Frostwolf kabilesinin reisi Durotan oğlu Thrall. Karanlık ormanda ailesi katledilen minik ork vahşi hayvanlara yem olarak kaderine terk edilir. Tesadüfen onu bulan zalim Blackmoore tarafından yetiştirilir. Adı köle anlamına gelen Thrall olur. Taretha ile arkadaş olur, merhameti ve sevgiyi öğrenir ve ne yazık ki gözyaşını. Gladyatör olur, hor görülür, küçük bir hücrede büyür, okuma yazma öğrenir, sanata ilgi duyar, insanların dilini öğrenir ama halkının dilini bilmez. Ardından ailesini ve halkını aramaya gider. 
Çok Pis Spoiler:
Taretha'nın başına gelenler çok üzücüydü. Thrall'ün ona karşı hislerini Christie Golden öyle bir anlatmış ki. Blackmoore'dan zaten kitabın başında da hoşlanmıyordum sonuçta Thrall'e yaptıkları korkunçtu ama Taretha'ya yaptıklarını okumak gerçekten tüylerimi diken diken etti. En son zavallı kızın başını Thrall'ün önüne attığında göz yaşlarıma engel olamadım.

Hikayeyle ilgili daha fazla şey söylemeye gerek yok sanırım. Çok sevdiğim ve bir kaç kez daha sıkılmadan okuyacağım bir kitaptı. Okuyun okuyun okuyun :)
FOR THE HORDE