Yeryüzü yok edildi.
Harabelerden dört dünya yaratıldı. Bizim için ve menschler için dünyalar: Gök, Ateş, Taş , Su.
Her dünyayı bir diğerine dört Kapı bağlar : Arianus'u, Pryan'a, Abarrach'a, Chelestra'ya.
Düşmanlarımız için bir ıslahevi yapıldı: Labirent.
Labirent diğer dünyalara Beşinci Kapı ile bağlanır : Vorteks.
Ve her şey Yedici Kapı aracılığı ile yapıldı.
Son başlangıçtı.
Hadi ne duruyorsunuz okuyun hemen. Unutmadan tüm seriyi yanınıza alarak okumaya başlayın:)
The Death Gate Cycle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Death Gate Cycle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Temmuz 2014 Cumartesi
18 Temmuz 2014 Cuma
Labirentte / Into the Labyrinth
Yaratılan bir karakteri okurken yazar kadın mı yoksa erkek mi anlamanın en iyi yolu karakter derinliği ve geçmişi sanırım. Kadınların analiz yeteneği bana göre inanılmaz. Hele bir de Margaret Weis gibi harika hikayeler de anlatabiliyorsa ve Tracy Hickman varsa ortaya muazzam karakterler çıkıyor. Labirentte serinin 6. kitabı. Artık çoğu karakteri tekrar görüyoruz ve amaçlarını biliyoruz. Haplo ile Usta Hugh gibi en baştan beri aramızda olan karakterlerdeki değişim ise çok şaşırtıcı. İlk başta sadece lordu için yaşayan Haplo, insanları, cüceleri ve elfleri hayatta tutmaya çalışıyor ve düşmanı sartanın hayatını kurtarmak için oraya, en büyük korkusuna, labirente geri dönüyor.
Fena Spoiler:
Marit tuhaf bir karakter, Haplo ile ilişkileri de öyle. Xar onu sadece Haplo'ya zarar vermek için kullansa da Marit tüm Patrynler gibi sadık, lordunu sorgulamıyor. Usta Hugh ölmüyor ve kimseyi de öldüremiyor, Alfred yine yalnız, şimdi de Orla'nın yasını tutuyor. ilk kapıya kadar gidiyoruz labirentte, sartanlar ile patrynler düşman değil eskisi gibi, beraberce hayatta kalmaya çalışıyorlar. Haplo, Rue'yu arıyor, sanırım içten içe tekrar Marit ile beraber olabileceğini düşünüyor.
17 Temmuz 2014 Perşembe
Kaosun Eli / The Hand of Chaos
Her kitap farklı alemleri ve farklı karakterleri anlatıyordu. Bazı karakterleri hatırlamıyorum bile, bazı dünyalara ise kesinlikle dönmek istemiyorum. Kaosun Eli, tüm dünyaları ve karakterleri bir araya topluyor. Tehlikeli ve ortak bir düşman var, yok edilmesi çok zor. Kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.
Çok Pis Spoiler:
Alfred ve Orla'yı Samah labirente gönderdi. Xar yılanların etkisi altında, yenilmez olduğunu, çok güçlü olduğunu düşünüyor ve Haplo'yu dinlemiyor. Bane başlı başına bir sorun zaten. Haplo labirente gidip Alfred'i kurtarmak istiyor ancak Xar onu görevlendirdi Bane ile gitmeli. Yıksi - diksiyi sadece Bane çalıştırabilir. Usta Hugh ölmek istiyor ama ilk olarak Haplo'yu öldürmeli. Kenkariler kararlı.
Etiketler:
Dragon Wing,
Elven Star,
Fantastik Kurgu,
Fire Sea,
İthaki Yayınları,
Kaosun Eli,
Margaret Weis,
Niran Elçi,
Patryn,
sartan,
Serpent Mage,
The Death Gate Cycle,
The hand of Chaos,
Tracy Hickman
29 Haziran 2014 Pazar
Yılan Büyücüsü / Serpent Mage
Dördüncü dünya Chelestra, su alemi. Hikayenin çoğunu Grundl anlatıyor, cüce prensesi.
Elfler, insanlar ve cüceler bir arada mutlu mutlu yaşıyorlar Chelestra'da.
Buraya kadar gelebildiyseniz artık seriyi bırakma tehlikesi kalmadı demektir :) En keyifle okuduğum karakterler Yılan Büyücüsü'nde. Çok şaşıracaksınız ve çok güleceksiniz... Okuyun, okuyun, okutun...
Elfler, insanlar ve cüceler bir arada mutlu mutlu yaşıyorlar Chelestra'da.
Buraya kadar gelebildiyseniz artık seriyi bırakma tehlikesi kalmadı demektir :) En keyifle okuduğum karakterler Yılan Büyücüsü'nde. Çok şaşıracaksınız ve çok güleceksiniz... Okuyun, okuyun, okutun...
Çok Pis Spoiler:
Dünyalar nasıl parçalandı bu kitapta öğreniyoruz. Yediler konseyi, Samah, Orla ve diğerleriyle Alfred su aleminde tanışıyor. Haplo cezalandırıldığı için temkinli. Köpek artık Alfred'in yanında. Bu kitaptaki karakterleri sevdim özellikle Grundle çok güldürdü beni. Koparılış, sartanların korkusu ve yılanlar iyiydi. Hele yılan büyücüsü olduğunun farkında olmayan Alfred'e çok güldüm. Haplo anlamaya başlıyor artık.
23 Haziran 2014 Pazartesi
Ateş Denizi / Fire sea
Abarrach üçüncü durağı Haplo ve köpeğin. Taş alemi...
Serinin en karanlık hikayesini anlatıyor sanırım Ateş Denizi.
Alfred için, çaresizliği için üzülmemek elde değil. Onun çaresizliği, hüsranı... Baltazar ve Prens Edmund ile tanışıyoruz Taş aleminde. Donmaya başlayan dünyalarında hayatta kalmaya çalışan, halklarını korumaya çalışan sartanlar.
Haplo ile Alfred'in zorunlu yol arkadaşlığı...
Ve Necropolis Hükümdarı Kleitus elbette... Necropolis halkı kehanetin gerçekleşmesini bekliyor. Haplo ise inandıklarını sorgulamaya başlıyor.
Spoiler:
Zavallı Alfred tam halkını buldu diye sevinirken, hayatına lazarlar, ölü çağırıcılar girdi. Ölüm kapısında Haplo ile birbirlerinin anılarına gittiklerinde ister istemez aralarında oluşan bağ birbirlerini daha iyi anlamalarını sağladı. Lanetliler odasında buldukları gerçek herkesin nasıl da hayatını değiştirdi. Jonathan herhalde en çok üzüldüğüm karakter serideki. Gördü, anladı ve feda etti kendini. Lanetliler odasının bulunması da içeride yaşananlar da çok etkileyiciydi. Prens Edmund ve çabaları da öyle. Haplo sonunda lordunu sorgulamaya başladı ve Abarrach daki gerçeği saklama kararı verdi. ölüler ordusu ne kadar parlak bir fikir olsa da lordunun elinde ne kadar korkunç olabileceğini gördü. Zaten Xar'ın müthiş bir lider olduğuna inanmak zor. Eskiden öyleymişse bile hırs ve nefret onu kör etmiş gibi görünüyor.
21 Haziran 2014 Cumartesi
Elf Yıldızı / Elven Star
Elflerle ilgili olan bölüme geldik sonunda çok şükür, neydi o Arianus'taki welfler, yıksi diksi falan diyorsunuz muhtemelen değil mi?
Pryan'a hoş geldiniz. İnsanlar, elfler ve cüceler... Ve birde eski bir dost katılıyor aramıza bu kitapta. İster istemez gülümseten bir dost... Raistlin'e Gandalf'a sataşan eğlenceli ihtiyar. Haplo'yu yavaş yavaş anlamaya başlıyoruz.
Pryan, Ateş alemi, dört alemden ikincisi, birbirinden habersiz dünyaların bir diğeri... Pryan'da güneş hiç batmıyor, Arianus'un aksine su sıkıntısı çekilmiyor. Yemyeşil ormanlarla çevrili etrafı. Irklar ise hala düşman birbirlerine...
Cüce Drugar'ın büyülü elf silahlarına ihtiyacı var bunun için insanlardan yardım istiyor. Roland ve kardeşi satacak ona silahları, elf Paithan'dan alarak.. Haplo ise lordunun emirlerini yerine getirmek istiyor yalnızca, geri kalan hiç bir şey önemli değil...
Spoiler:
Zavallı Drugar... ne zaman onla ilgili bir şey okusam içim eziliyor. Titanlar ve kaleyi sormaları en iyi kısmıydı bana kalırsa kitabın. Kaleye gelişleri, gemide insanların ve elflerin tartışmaları çok sıktı beni okurken. Sanırım Elf Yıldızı, Zifnab'a rağmen seride en az zevk aldığım kitap oldu.Zifnab olmasa seriyi burada bırakabillirdim. Aynı noktadaysanız sakın pes etmeyin. Devamı muazzam çünkü.
19 Haziran 2014 Perşembe
Ejder Kanadı / Dragon Wing
Son zamanlarda okuduğum en iyi seriydi, mutlaka okuyun, elinizden bırakamayacaksınız diye başlayacak bu kitap ile ilgili düşündüklerim. Muhtemelen kitabı alacaksınız kitaplıktan, tozlanmış olacak elbette. Bir kaç sene önce almış olmama rağmen ilk baskı bendeki ve basım yılı 2001, bu durum beni çok üzdü. Niye kimse fantastik okumuyor? Neyse konuyu dağıttım her zamanki gibi. Başlayacaksınız okumaya ve beni pek sevgi içermeyen sözcüklerle anacaksınız. Şimdi sakin olun, belki farkında değilsiniz ama ne saçmalıyor bu kitap derken ilk 100 sayfa bitti bile, bakın henüz elinizden bırakmadınız. Zor kısmı geçti, bir elli sayfa daha dayandınız mı istesem de elinizden alamam artık Ejder Kanadı'nı.
Serinin garip bir özelliği de her kitapta okuma sürenizin kısalması. Son kitaba dün gece Brezilya- Meksika maçından sonra başladım ve bu sabah bitmişti.İlk iki kitabı atlattınız mı gerisi muazzam bir macera.
Gelelim Ejder Kanadı'na. İlk tavsiyem, arka kapak yazılarını kitaplar bittikten sonra okuyun, bir çoğu ciddi spoiler içeriyor. Çevirmen Niran Elçi, çeviri müthiş. Yepyeni bir dünya ve yepyeni kurallar olduğu için klasik D&D'ye alışık olan ben biraz bocaladım başlarda. Cücelerin hali, elflerin tavrı, yeni ırklar, değişen büyü kuralları. Karakterleri tam benimsemişken altüst olan şartları da yadırgadım tabi. Welfler, gegler, yüksek alemler, yıksi diksi...
Ejder Kanadı, Gök alemi Arianus'ta başlıyor. Yıllar önce dünya parçalanmış ve dört aleme ayrılmış, gök, taş, ateş ve suyu. Büyünün şekli değişmiş, her ırk ihtiyaçlarına göre şekillendirmiş büyüsünü ve zamanla diğer alemler unutulmuş. Ölüm kapısı ise tüm ihtişamıyla bekliyor ne yazık ki ölüm kapısını bilen sadece bir kaç kişi var, onlar da henüz tüm hikayeyi bilmiyor. Lordu için hayatını verecek köpekli bir adam, ırkından geriye kalan tek kişi olan yaşlı bir adam, tuhaf bir katil, geg Limbeck... Hadi ne bekliyorsunuz, inanılmaz bir macera sizi bekliyor.
Çok Fena Spoiler:
son sayfaya kadar açıkçası Haplo'yu sevmek için bir sebep bulamadım, Usta Hugh'un küt diye ölmesi de çok sinirimi bozdu. Zaten adama alışamadım bir de ilk kitapta öldürdünüz nasıl yani diyerek gezindim bir süre etrafta. Gerçi Alfred niye hayatta kalan tek sartan, lord kim, neyin peşinde merak etmemek mümkün değil. Sinistrad garip ve rahatsız eden bir büyücüydü, Bane'den bahsetmek bile istemiyorum. Iridal'ın zayıflığı da ilginçti. Bir kaç kitap sonra yazayım düşündüklerimi spoilerın da bir adabı var sonuçta.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






