Romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Kasım 2014 Pazartesi
Öpücük / Kiss
İlk Jill Mansell kitabını okumamın üzerinden 2 yıl geçti. Çok eğlenerek ve severek okuduğum bir kitap olmuştu Satılık Aşk. Öpücük o günden beri almayı planladığım ama bir türlü sıra gelmeyen kitaplardandı. Son zamanlarda pek chick-litte okumadığım için unutmuştum. Tüyap olunca benim de kitap alma aşkım depreşti ve çok ihmal ettiğim Artemis kitaplarına bakmaya başladım ilk olarak. Öpücük yeni kitapların arasından bana göz kırpınca bir ara okurum nasıl olsa diye düşünerek aldım. Ve geçtiğimiz haftayı Artemis haftası ilan ederek ardarda zevkle üç kitap okudum.
Öpücük ile ilgili en büyük sorun gece başladığım kitabı sabahın ilk ışıklarına kadar elimden bırakamamış olmam. Çok eğlenerek ve acaba ne olacak diye heyecanla sayfaları çevirerek okudum. Yer yer anlamsız olaylar olsa da, "Yok artık" desem de ve "Saçmaladı ama" diye düşünsem de çok sevdiğim bir hikayeydi.
Ana karakterimiz Izzy, sorumsuz, dağınık, şarkı söylemeye bayılan ve bir gün çok ünlü olacağı hayaliyle yaşayan 37 yaşında bekar bir anne. Kızı Kat 17 yaşında ve sürekli Izzy'nin arkasını topluyor.
Gina ise harika bir ev, müthiş bir eş ve kusursuz bir hayata sahip. Ta ki kocası gelip de sevgilisinin hamile olduğunu kendisine söyleyinceye kadar, kendi rüyasını yaşıyor.
Ve elbette Sam var. En sevdiğim ve en üzüldüğüm karakter.
Bugünlerde okuyacak eğlenceli bir kitaba ihtiyacınız varsa Öpücük tam size göre.
28 Nisan 2013 Pazar
Artemis'ten MYTHPUNK Hareketi : Güller ve Dikenler / The Thorn and The Blossom
Hava sabah o kadar güzeldi ki dayanamadım dışarı attım kendimi:) Pazar sabahı nefis hava beni biraz farklı etkiledi sanırım ki aşk hikayesi okumayı pek sevmeyen ben bu kitabı rafta görür görmez almak istedim. Konusunu falan bilmiyordum ama nedense beni al diyordu inatla:) Minik, ciltli sevimli bir görüntüsü vardı kitabın ve onu okumam gerektiğini söylüyordu :)
Eve döner dönmez hemen başladım okumaya. Bir dilim kek ve bir fincan kahve eşliğinde elimden bırakamadan bitiverdi. Zaten 120 sayfa kadar mini minnacık bir kitaptı. Kitabın ilk tarafında Evelyn'in hikayesi anlatılıyor ve 60. sayfaya gelince bitiveriyor kitap. Hemen ters çeviriyoruz ve tekrar başlıyoruz okumaya:) Sırada Brendan'ın hikayesi var. Sanırım ilk olarak kimin hikayesini okuduğumuz pek bir şey değiştirmeyecektir. Konuyla ilgili başka bir şeyler yazmak istemiyorum. Çünkü hakkında hiç bir şey bilmeden okumak çok hoşuma gitti. Size de tavsiye ederim aynısını:)
Theodora Goss ve mythpunk ile ilgili daha fazla bilgi için buyrun :)
"They would not live happily ever after, because no one did that.But they would be together, and that was enough"
Theodora Goss ve mythpunk ile ilgili daha fazla bilgi için buyrun :)
"They would not live happily ever after, because no one did that.But they would be together, and that was enough"
18 Mart 2013 Pazartesi
Kırık Kalpler Tamircisi / The Secret of Joy
Aşk Tanrıçası'nın Yemek Okulu'nu çok sevmiştim. Hala aklıma geldiğinde yüzümde bir tebessüm oluşturur. Haliyle yazarın yeni kitabının çıktığını görünce hemen alıp okumak istedim :)
Akıcı, sıkmayan, eğlenceli bir hikayeydi. Ancak Aşk Tanrıçası'nın Yemek Okulu'nu referans alıp okumanın çok doğru olduğunu düşünmüyorum. O benim için 10 üzerinden 8-9luk bir kitaptı bu ise en fazla 6. Evet okurken eğlendim, sıkılmadım ama bir şeyler eksikti kitapta. Sürekli olarak bir yerde yanlış olduğunu düşünerek okudum. Rebecca çok sevdiğim bir karakter olmadı. Joy daha ilgi çekiciydi, sanki öykü baştan savma yazılmış gibiydi. Elbette sonunu tahmin edebiliyorsunuz ama hadi bitirelim tarzında apar topar bir son çok hoşuma gitmedi. Karakterler biraz yüzeyseldi. Ah kitabın adıyla ilgili problemlerim de var tabi. Neden Kırık Kalpler Tamircisi ? Hikayeye çok uygun bir isim olduğunu düşünmüyorum hem orijinal ismi varken kendimize göre isim vermenin hiç bir anlamı yok. Chick-lit tarzı kitapları çok seviyorum. Bu kitabı rafta görüp almış ve okumuş olsaydım bu hayal kırıklığını yaşamazdım muhtemelen. Tek olarak ele aldığınız zaman sıcak, eğlenceli, gülümseten bir hikaye. Kitabın bitmesi için bir kaç saat yeterli. Elinize alınca bırakmak istemiyorsunuz çünkü. Bu tarz kitapları sevenler bunu elbette okumalı. Gerçekten iyi vakit geçirten bir kitap. Ama benim gibi yazarın ilk çıkan kitabına bayılıp ta aldıysanız hayal kırıklığı yaşamanız kaçınılmaz. Biraz insafsızca eleştirdiğimi hissediyorum kitabı ama gerçekten içime sinmedi. Seinfeld göndermeleri eğlenceliydi ama sonlara doğru black honey rujun özellikle belirtilmesinden bile hoşlanmadım ki Clinique Black Honey sevdiğim bir ruj. Büyük bir hevesle aldığım bir kitap olduğu için biraz üzüldüm. Sanırım Melissa Senate adını görünce bundan sonra hemen koşmayacağım :(
24 Şubat 2013 Pazar
İhtişam / Splendor
Ve Lüks Serisi de bitti. Sevdiğim tek historical bu seriydi , tabi chick-lit tarzında olmasıyla da ilgisi olabilir :) İhtişam serinin 4. kitabı. ( Lüks, Fısıltılar, Kıskançlık ve İhtişam ) Elime aldığımda bitirmeden rahat edemediğim bir seri oldu Luxe Serisi benim için. Bir 4 kitap daha yazılsa seve seve okurdum :) Historical romance türünü pek sevmiyorum. 19- 20 yaşında evlenen kızlar falan beni biraz sıkıyor. Ancak başta da dediğim gibi bu seri daha chick-lit tarzıydı. Gossip Girl'ün 1900 yılında ki versiyonu gibi. Hikayemiz 1899-1900 yıllarında New York' ta geçiyor. Esas kızımız Elizabeth Holland'ın hikayesiyle başlıyor, ardından Penolope Hayes, Diana Holland ve son olarak ta Carolina Broad ile bitiyor. Her ne kadar esas kız Lizzie gibi görünse de bence asıl hikayenin kahramanı Diana. Hayata bakışı, kuralları umursamayışı, saf ve büyük aşkıyla hemen kalbimi kazandı. Holland ailesi köklü bir aile, ancak Bay Holland'ın ani ölümü ile ekonomik sıkıntılar başlıyor. Bayan Holland hem ailesini korumaya, hem durumu düzeltmeye, en önemlisi de bu sıkıntıları sosyetik çevresinden saklamaya çalışıyor. Ve bunun en iyi yolu elbette büyük kızı Elizabeth'i iyi bir kısmetle evlendirmek : Henry Schoonmaker. Penelope Hayes, Elizabeth Holland'ın en yakın arkadaşı ancak yeni zengin bir ailenin kızı, sosyetede yerini sağlamlaştırmak, onlardan biri olmak istiyor.
Bu satırları ilk 3 kitabı okuduğunuzu düşünerek yazıyorum eğer okumadıysanız çok ciddi SPOİLER içeriyor!
Lüks, Lizzie'nin ölüm ilanı ile başlamıştı, Carolina Broad sadece küçük yardımcı Lina idi. Penelope Schoonmaker henüz Penelope Hayes idi. Henry sadece Lizzie'nin nişanlısıydı, Diana ise küçük kız kardeş.
Lizzie Will ile kaçtı, Penelope ölü görünmesine yardım etti ve Henry ona kaldı. En azından Bayan Hayes böyle olduğuna inanıyordu ancak Henry küçük kız kardeşe aşık olmuştu.
Fısıltılar' da Lizzie ve Will geri döndüler ancak Will öldürüldü.
Kıskançlık Diana ile Henry'nin ilişkisini ortaya çıkardı. Elizabeth babasının ortağı ile evlendi, Teddy askere gitti ve en önemlisi Lina, Carolina Broad olarak sosyeteye adım attı. Ah tabi bu arada Diana, Neşeli Delikanlı köşesine bol bol haber yarattı :) Offff Kıskançlık öyle bir yerde bitmişti ki sinir olmuştum ve çok uzun süre son kitabı beklemiştim. Gelelim İhtişam'a...
Tadında bitirilmiş dolu dolu bir kitap okudum. Bitmesi yalnızca bir gün sürdü. Eğlenceli, yer yer hüzünlü ama çok güzel bir kitaptı. Bu arada çeviri ile ilgili söylemek istediğim bir şeyler de var. Bige Turan çevirmeni kitapların ve müthiş bir iş çıkarmış. Bir kitap ancak bu kadar sıcak, içten ve akıcı çevrilebilir. Kendisine çok teşekkürler.Ve son söz olarak umarım Artemis yazarın diğer serisini de çevirir.
Çok Fena Spoiler:
Diana ile Henry'nin ayrılığı beni üzmedi açıkçası ancak Henry'nin Penelope'den boşanmamasına çok sinirlendim. Penelope Hayes'ten hiç hoşlanmıyorum. Lizzie ve Teddy minik Keller ile mutlu bir aile oldular ve Hollandlar ekonomik sorunlarını aştılar. Diana ise yaşaması gereken hayata yelken açtı. Lizzie'ye hediye gelen Tiffanys emzik çok hoş bir ayrıntıydı. Kocasının yaptıklarına engel olamayacaklar diye çok korktum okurken.
Ah ama keşke sevgili halaları için de daha güzel bir son yazılmış olsaydı.
Anna Godbersen
Artemis Yayınları
Yeni başlangıçlar.
Sok edici haberler.
Beklenmedik sonlar.
Sosyetenin yeni gözdesi Carolina Broad, geçmişinin ateşini yakarken, bunun geleceğini nasıl etkileyeceğinden habersizdi. Penelope Schoonmaker ise Manhattan sosyetesine adım attı atmasına ama gerçek bir prens şehre gelince, o da gerçek bir taca imrenecekti!
Çoksatan "Lüks" serisinin bu müthiş romanında, New York sosyetikleri rüyalarını kovalıyor, vaatlere tutunuyor ve kaderle aşık atıyor. Toplum, şehrin en köklü ailelerine ve en yeni zenginlerine ne olacağını merakla izlerken geriye bir soru kalıyor: Yıldızları sönüp yok mu olacak, yoksa her zamankinden de parlak mı ışıldayacak?
"Gizem, romans, kıskançlık, ihanet, mizah ve muhteşem tarihi ayrıntılar.
Lüksü elimden bırakamadım."
Cecily von Ziegesar, Gossip Girl'ün yazarı
15 Şubat 2013 Cuma
Numaran Bende Var / I've Got Your Number
Moraliniz mi bozuk? Depresyona mı giriyorsunuz? Psikoloğa, ilaçlara gerek yok. Hemen bir Sophie Kinsella kitabı alın elinize bakın bakalım dert, tasa kalıyor mu? Romantik komedi - Chick-lit tarzı kitaplara haksızlık yapılıyor. Açıkçası kitaplarıma çerez, atıştırmalık, sahil kitabı falan diyenlere çok sinirleniyorum. Herkesin istediğini okuma özgürlüğü var! Ayrıca birazcık kıkırdamanın kime ne zararı var ki değil mi ama?
Normalde Sophie Kinsella kitaplarını çıkar çıkmaz alıp stokluyorum. Böylelikle hala okunmamış bir sürü kötü gün kitabım oluyor :) Nedense bu kitap da aynısını yapamadım ve hemen okudum. Numaran Bende Var bayıla bayıla okuduğum, elimden bırakamadığım ve çok eğlendiğim bir kitaptı. Esas kızımız Poppy aile yadigarı nişan yüzüğünü kaybediyor, ancak bunu tabii ki nişanlısına söylemiyor ve müthiş bir eğlence bizi bekliyor. Ah birde dipnotlar var. Bu kitabı Foucault Sarkacı'ndan hemen sonra okuduğum için dipnotlar çok etkiledi beni :) Poppy'nin dipnot anlayışı biraz farklı tabi, ama yazdıkları süperdi. Magnus'un ailesi ile scrabble macerası var ki anlatmaya kelimeler yetmiyor. Bir çırpıda okunan bol kahkaha attıran bir kitap. Halka açık alanda pek okumanızı tavsiye etmem, kendi kendinize gülmenizi insanlar çok hoş karşılamıyorlar :) Poppy beni çok eğlendirdi umarım sizi de mutlu eder :)
Çok Pis Spoiler:
Magnus ve ailesinden nefret ettim kitap boyunca, Poppy'e ise çok sinirlendim kendisine öyle davranmalarına izin verdiği için. Hele ki magnus'un annesinin en son yüzük olayı çıldırttı beni. Ah Poppy'nin Sam ve babasının arasını düzeltme çabaları müthişti, hatırladıkça kahkaha atıyorum.Gerçi Sam'in başına açtığı tüm sorunlar çok iyiydi. Sam, Poppy'nin çevresiyle ilişkisini değerlendirirken, herkese gereğinden fazla iyi davrandığını, anlamsız bir nezaket gösterdiğini ve kendisini sevdirmeye çalıştığını söylüyordu. Tabii düğün organizatörünün Poppy'e nasıl davrandığını düşünürsek ne kadar haklı olduğu ortada. Kitap da empati yapmama neden olan, durup düşünmemi sağlayan şeyler de vardı. Sanırım bu kitabı sadece romantik komedi olarak değerlendirip bir kenara atmak doğru değil.
| Sophie Kinsella Artemis Yayınları Bravo bana! Kaybettim :( Şu dünyada kaybetmemem gereken tek şeyi kaybettim. Nişan yüzüğümü! Magnus’un üç nesillik aile yadigarı. Ve şimdi, tam da annesiyle babasının döndüğü gün kaybettim. Kaybetmek için o günü buldum. Derin derin nefes al, Poppy. Olumlu düşün :) Bir hayır yemeğinde kızlarla iki kadeh şampanya devirdikten sonra Poppy’nin hayatı bir anda tepetaklak oldu. Yalnızca nişan yüzüğünü kaybetmekle kalmadı, arkasından yaşanan panikte cep telefonundan da oldu. Titrek bacaklarla otelin lobisinde dört dönerken, bir çöp kutusunda terk edilmiş bir telefon buldu. E, mal bulanındır demişler! Artık otele bir numara bırakabilirdi. Kaderinde vardı demek ki! Tek sorun şuydu ki, telefonun sahibi iş adamı Sam Roxton, onunla aynı fikirde değildi. Cep telefonunu geri istiyordu ve Poppy’nin, tüm mesajlarını okumasından ve özel hayatına burnunu sokmasından hiç hoşlanmamıştı. Üstüne üstlük yüzüğü bulana kadar Poppy’nin tek elle idare etmesi gerekecekti (!) Düğün hazırlıkları, Sam’in geçici asistanlığı vazifesi ve başına bizzat açtığı türlü belalar yüzünden işler iyice karışacaktı. |
14 Şubat 2013 Perşembe
Aşk Tanrıçasının Yemek Okulu / The Love Goddess' Cooking School
Güzel bir şarap açın, kadehinizi doldurun ve başlayın okumaya. Sıcacık, gülümseten, gözlerinizi dolduran bir kitap Aşk Tanrıçasının Yemek Okulu. Bitirmeden uyuyamayacaksınız garanti ediyorum. Camilla'nın hikayesiyle hüzünlenecek, Holly'ninkiyle gülümseyeceksiniz. Atıştırmalık, çerez, boş gibi yakıştırmalar yapanlar kesinlikle bu kitaba haksızlık ediyorlar. Mutlaka okunması gereken sevimli bir hikaye ben çok sevdim, tavsiye ettiğim herkes çok sevdi. Ah unutmadan bu akşam spagettinize bir tutam kahkaha eklemeyi unutmayın:)
ÇOK FENA SPOILER:
Kitabı okurken Simon ile Tamara için nasıl sevindim anlatamam. Hele Liam ile Holly'nin beraber olmasını sizde istemediniz mi? Gerçekten sıcacık bir hikayeydi. Bu satırları yazarken bile tebessüm oluşturuyor yüzümde. Mia, Holly'e kırıldığında içim parçalandı, hele Camilla'nın öyküsü... Geçtiğimiz yıl okuduğum en iyi kitaplardan biriydi Aşk Tanrıçasının Yemek Okulu.
Melissa Senate
Martı Yayınları
Holly aşk ve iş hayatında yaşadığı sorunlardan kaçmak için bir sığınak gibi gördüğü Mavi Yengeç Adasındaki Aşk Tanrıçasının Yemek Okulunu işleten büyükannesinin yanına döner. Kısa süre sonra çok sevdiği büyükannesinin ölümüyle ona sunulan yeni hayata sımsıkı sarılır. Fal bakma yeteneği ve muhteşem yemekleriyle adada oldukça ün yapmış büyükannesinin bu mirası Hollynin tutunacağı güçlü bir dal gibidir. Bu görev aynı zamanda büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirir ada halkına umut dağıtıp yaşam gücü veren Aşk Tanrıçasının Yemek Okulunu ayakta tutmak zorundadır. Bu konuda yeteri kadar tecrübesi olmayan Hollynin elinde ona yol gösterecek iki şey vardır büyükannesinin dilek ve hatıralarla yarattığı muhteşem yemeklerle dolu tarif defteri ile masalsı bir geçmişe ışık tutan günlüğü...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



